Kuran Tv

FORUMDA SON KONULAR

Rahman ve Rahim olan Allah'in adiyla

Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki, Allah onlarin yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onlari sever, onlar da Allahi severler. Onlar müminlere karsi alçak gönüllü, kâfirlere karsi onurlu ve zorludurlar. Allah yolunda mücahede eder ve bu hususta dil uzatan hiçbir kimsenin ayiplamasindan korkmazlar. Iste bu, Allahin öyle bir lütfudur ki diledigine verir. Allah vâsi ve alîmdir (ihsani boldur, her seyi hakkiyla bilir).

[Maide Suresi,54]

SON YAZILAR

Bir azm, eğer iman dolu bir kalbe girerse,[1]

Bir azm, eğer iman dolu bir kalbe girerse,

İnsan da, o imandaki son… YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Çiğdem'im]
Cevaplar : ilk siz olun
3 kez okundu

SON YAZILAR

Allah Derim[2]
Ekleyen : [Islamgülü]
Cevaplar : 2 tane
9 kez okundu

SON YAZILAR

Filistinli Çocuğun Vasiyeti[3]

Bu vasiyeti yazmak nerden aklıma geldi bilmiyorum. Muhammed Dürre’nin okul yolunda terör devleti… YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Islamgülü]
Cevaplar : 3 tane
14 kez okundu

SON YAZILAR

ÜLKEMİZİN İFTİHARLARI[4]

Türk doktor, Almanların keseceği bacağı kurtardı

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji… YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Tevafuk]
Cevaplar : 3 tane
14 kez okundu

SON YAZILAR

EVLİLİĞE NE KADAR HAZIRSINIZ SINAYIN[5]

Evlenecek gençlerin evlilik hayatlarında mutlu olmaları için şu noktalara dikkat etmeleri gerekir: YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Tevafuk]
Cevaplar : 4 tane
16 kez okundu

SON YAZILAR

Hangi hayatı örnek alıyoruz?[6]

Hangi hayatı örnek alıyoruz?
Hayatımıza şöyle bir bakınca şükür duygusu mu duyuyoruz, yoksa şekva… YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Çiğdem'im]
Cevaplar : ilk siz olun
2 kez okundu

SON YAZILAR

Hapşırma, kalp için faydalı[7]

Hapşırma, kalp için faydalı
Hapşırmanın üst ve alt solunum yollarının en önemli savunma mekanizmalarından… YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Çiğdem'im]
Cevaplar : ilk siz olun
3 kez okundu


Tarih : Haziran, 2008


ADALET VE HAKKANİYET

ulu cami

ADALET VE HAKKANİYET

Bir milletin beka ve devamı için sadece dinî ve millî hislerin canlı olması yeterli değildir.

Dinî hayatın ve millî heyecanın yanında adalet ve hakkaniyet duygusunun yürekten duyulup yaşanmasına da ihtiyaç vardır. (1)

Bir adalet ve hakkaniyet örneği

Sadaka taşı, üstünde bir çukur olan iki metre boyunda mermer bir sütun. Sadaka taşları sosyal hayatın en önemli icatlarındandır.

SELALEYapılan iyiliklerin başa kakılmaması ve muhtaç insanların da ezilmemesi için enfes bir yoldur sadaka taşları.

Umumiyetle geceleyin veya kimsenin olmadığı bir dönemde hali vakti yerinde olanlar buraya ihtiyaç sahipleri için sadakalarını bırakırlardı.

Bir insan sadaka vermekle hayır yapıyordu; ama kime iyilik yaptığını da bilmiyordu. Karşısında ezilen iki büklüm olan insanlar olmuyordu böylece.

Derdini kimseye açamayan hakiki bir fakir, ihtiyacı olunca oraya geliyor ve o da yine kimseye halini açmadan oradaki paranın ihtiyacı kadarını alıyordu. Ne kadar ihtiyacı varsa o kadar. Çünkü o biliyor ki, kendisi gibi ihtiyacı olan başka insanlar da var.

Tavır ve davranışlarını dinin ruhundan alan atalarımız gerçekten ince anlayış sahibi insanlarmış. (2)



1. M. Fethullah GÜLEN

2. Prof. Süheyl Ünver


Evlenmek kız İçin Ebedi Hicret….

Evlenmek ;

Kız için ebedi hicret

Erkek için hicret sahibi olmak demektir.

Aynı yastıkta

Dertleri neşeleri huzurları ve aşkları bir bardaktaki su gibi şeffaf görmektir

Ve her yudumunda şükretmektir aynı bardaktan kandığın için,

Şükretmektir hicret sahibi olduğun için,

Şükretmektir o kutlu hicreti yerine getirdiğin için..

Ellerinin nasırlaşmaşıdır aynı yuva için duâ etmekten.

Gönüllerin her dem baharı bulmasıdır.

Her dem bir cennetin kapısını dilenci gibi çalmaktır.

Ebedî rızayı yaşayarak iktiran etmektir.

Kalpler mukabil oldugunda yürekten çok sükür demektir,

Ve pencere önünde o gelmeden başlamamaktır hayata…

Ve rahmetin ummanında iki damla olmaktır…Evlilik.

Bu eskimiş dünyada yeniliktir yenilmeyen ebedi hayata.

Aile çatIsının virâne olduğu günümüzde pisliklerin inadına Nilüfer çiçeği gibi olup kokusunu salmaktır bataklığa…

2 oda 1 salondur bütün ömrün hikâyesi…

KALPLERİN FETHİ GÜLÜMSEMEKTEN GEÇER

KALPLERİN FETHİ GÜLÜMSEMEKTEN GEÇER

Yabancıya gösterilen nezaketin hiç değilse onda birini, evde karı-koca birbirine göstermelidir! Kabalık, sevgiyi köreltir, huzursuzluğa yol açar. Mesela yabancı birine, (Hep aynı şeyi anlatıyorsun) diyemediğimiz halde, evimizde de hiç duymamış gibi dinleyemiyorsak, mesela, (Yine aynı şeyleri mi anlatıyorsun) diyorsak, nezaketten ne kadar uzak olduğumuz anlaşılmış olur.

Evdeki mutluluk, iş yerindeki nezaketten daha mühimdir. Huzur, milyarları kazanmaktan daha önemlidir. O halde, takdir edici, nazik ve güler yüzlü olanın evinde geçimsizlik olmaz.

Peygamber efendimiz, eve gülümseyerek girer, selam verirdi. Üzüntülü de olunsa, tebessüm ihmal edilmemelidir! Çünkü, (Lisan-i hal, lisan-ı kalden entaktır), yani hareketlerimiz, sözlerimizden daha fazla tesir eder.

Evet, tebessüm ateşinde erimeyen maden bulunmaz. Kalblerin fethi, gülümsemekten geçer. Bir tebessüme esir olan genç, bir kızın hiçbir meziyetini dikkate almadan onunla evlenmek hatasına kurban gidebilir.

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Müslüman güler yüzlü, münafık asık suratlı olur.

Tebessüm, bedavadır, alanı mutlu eder, vereni üzmez.

Bazen bir tebessümün hatırası ömür boyu unutulmaz.

Huzurun anahtarı tebessümdür.

Tebessüm edemeyen zavallıdır.

Gülümsemesini bilmek, dünya ve ahiret saadetine sebep olur.

Tebessüm ateşinde erimeyen maden bulunmaz.

(alıntı)

MESLEK YÜKSEK OKULLARINA DAİR KANUN TEKLİFİ

MYOBİLİR MİSİNİZ BUNLARI - Meslek Yüksekokullarını (MYO) bileniniz varmı ? Bu okuldan mezun olanlar ne iş yapar bilir misiniz? Üniversitelere bağlı faal 515 MYO var bu ülkede 1.756.052 mezun + 976,652 okuyanı ile toplam 2.372.704 MYO’lu var. Neredeyse köylere bile açılmış İyi tabii o bölgede ev sahibi evini kiraya veriyor marketçi satış yapıyor şöför talebe taşıyor 6993 öğretim görevlisi de kariyer yapıp yard. Doç.,Doç.Dr. ve Prof. Dr. eğitim veriyor

SİZ HİÇ DUYDUNUZMU ÜNİVERSİTELERİN MESLEK YÜKSEK OKULU DENİLEN 2 YILLIK BÖLÜMLERİNİ - Her sabah Üniversitelerin bu 2 yıllık okullarına giderken ben bu okula niye gidiyorum? bitince ne olacak? Lise mezunundan bir farkım olmayacak, kadrom, ünvanım, yetkim, askerliğim hep lise mezunu gibi diye hiç düşündünüz mü?

-Hiç sizin ta keçiörenden Sıhhıye ya da güzel ülkemin 515 MYO sunun bulunduğu il ve ilçesinde cebinde dolmuş parası olmadığı için her sabah yürüyen bir çok arkadaşınız oldu mu?

-Hiç genç kızların MYO karidorlarında bayıldığını sonrada 2 günden beri sadece bir küçük paket bisküvi ile durduğunu öğrendiğiniz oldu mu hem de bir çok, bir tane değil

-Arkadaşlarınız alt tarafı ekmek arası 1 ytllik tavuk ekmek yerken vallahi tokum diyen bir çok arkadaşınızı yalan söylerken gördünüz mü?

-Hiç akşam eve gittimi eve yük olmasam çok maddi sıkıntı var dediğiniz çok oldu mu

-Devamlı iş arayıp Myo mezunuyum dediniz mi yüz buruşturulumasıyla bir çok kere karşılaştınız mı?

-Ama ne olursa olsun genelde işçinin, emeklinin ,esnafın, memurun çocuklarının hiç dersahane bilmediklerini sınavsız geçiş denilen belkide iyi niyetle başlatılan ama şimdi hiç alt yapı almadan hiç bir şey öğrenmeden bedava üniversite diye geldikleri MYO da yanlış bir sistemle hiç birşey bilmeden bu okula geldiklerini ve burada çuvalladıklarını görüp hocaların anlattıklarından hiç bir şey anlamadığını gördünüz mü hiç?

-Ben bu 2 yıllık myo yu okuyorum o da hiç 2 yılda bitmiyor illa 3-4 yıla uzuyor, ben 4 yıllıklara ara eleman oluyorum ama onlar iş dünyasının pastasından küçüçük bi dilimi bana verdirtmiyorlar, ben lise mezunu yetkilerinde kalıyorum ben bunca sıkıntıyı niye çektim bu okulu niye bitirdim diyen arkadaşlarınız oldu mu hiç?

-SİZ HİÇ DİPLOMASINDA ÜNİVERSİTE YAZIP İŞ DÜNYASINDA AMİRİ TEKNİK LİSE MEZUNU TİCARET LİSESİ MEZUNU OLAN ASKERDE LİSE MEZUNU ÇAVUŞ SİZ ONUN EMRİNDE ER OLAN GÖRDÜNÜZ MÜ? SİZİN ÇOCUĞUNUZ BU DURUMDA OLSAYDI YİNE YAZMAZDINIZ SN. GAZETECİLER, TV CİLER BUNU GÖRMEZDİNİZ DEĞİL Mİ SN. MİLLETVEKİLLERİ?

Herşeye rağmen TC Devleti bize Üniversite diplaması yetkilerini bir gün verecek diye biz çalışmaya devam ettik.

Hiç siz ananızın babanızın bizi bu çocuğu bu okulda niye okuttuk diye zavallı diye o yüz ifadesiyle baktını gördünüz mü?

SİZ HİÇ NE LİSE MEZUNU NE ÜNİVERSİTE MEZUNU SAYILMAYIP ARADA KALAN ARA ELEMAN DENİLEN AMA BİRŞEY OLAMAYAN DİPLOMASINDA İNŞAAT, ELEKTRİK, MUHASEBE, İŞLETME, TURİZM YAZAN AMA % 85 MEZUNLARININ KIZ OLANLARININ MARKETTE TEZGAHTAR, KASİYER ERKEKLERİNDE ŞOFÖR, GARSON VS. OLARAK ÇALIŞAN ARKADAŞLARINIZ OLDU MU?

-Evlendiğiniz zaman çocuğunuz okula gidince baban ne iş yapıyor deyince çocuğun Tekniker myo mezunu demesine hıh 2 yıllık mı denmesine hiç şahit oldunuzmu

-O hıh 2 yıllık denilen okulu bitirmek için 4 yıl geçtiğini ne vizeler finaller projelerle uğraşıldığını ama sonunda alınan diplomanın ne iş hayatında ne askerde Lise diplomasından farklı olmadığını gördünüz mü?

-BU OLAYLARI MEZUN 1.756.052 VE OKUYAN 976.652 MYOLUNUN 1976 YILINDAN BERİ YAŞADIĞINI BUNALIMA GİRDİĞİNİ VE ARTIK BIÇAĞIN KEMİĞE DAYANDIĞINI BİLİYOR MUSUNUZ?

Bunları bilmiyorsunuz değil mi o zaman siz SUSUN SUSUN ŞİMDİ BİZ KONUŞAĞIZ Özür dilerim çıldırmak üzereyiz göz göre göre 2,5 milyon MYO lu çıldırıyor Türkiyemin ne basını ne Tvleri ne milletvekilleri umursamıyor.

VE KAYDA ALINMAYAN MYOLAR, HABER YAPILMAYA DEĞMEYEN MYOLULAR GAZETELERDE BİR KÖŞE YAZISI OLAMAYAN TVLERDE MANKENLERİN KEDİSİ KADAR GÖSTERİLMEYEN MYOLULAR KAÇ DEFA YAZDIK MAİLLER FAKSLAR KAYITLI BİZDE TELEFONLAR HARİÇ sonuç yok

-Ve siz sayın Milletvekilleri sizlere 2004-2007 arası herşeyi anlattık size yazdık verdik randevu aldık anlattık kadro unvan yetki askerlik indirimi dedik bir kanun teklifini Meclise vermediniz OLMADI

-EY TÜRK GAZETELERİ TVLERİ BİZ BU ÜLKENİN ÜNİVERSİTELERİNİN FAAL 515 MYOSUNDAN 2,5 MİLYON ASLANLAR GİBİ TÜRK EVLADIYIZ LİSE MEZUNUNDAN FARKIMIZ YOK KADROMUZ, ÜNVANIMIZ , YETKİMİZ YOK ASKERDE LİSE MEZUNU BAŞIMIZDA ÇAVUŞ BİZİ BİTİRDİĞİMİZ BÖLÜM PROGRAMINA GÖRE BİZİM KADROMUZU, YETKİMİZ ASKERLİĞİMİZİ ÜNİVERSİTE MEZUNUNA YAKIŞIR DÜZEYE GETİRİN BİZ ARTIK BUNALDIK BİRLEŞME VE HAKKIMIZI HEP BERABER ARMA KARARI ALDIK HEMDE MYO DİPLAMASI OLAN HEPİMİZ KÜRDÜ LAZI ÇERKESİ ALEVİSİ SÜNNİSİ TÜM MYOLULAR

-Bu hafta TBMM de bulunan 2/114 meslek odası ve 2/131 kadro,unvan ,askerlik,yetki kanun teklififlerimiz TBMM de görüşülmek için oylanacak BU KADAR HAKLI MAZLUM MAĞDUR OLDUĞUMUZ BOŞU BOŞUNA OK UNAN DİPLAMASI ÜNİVERSİTE YETKİSİ LİSE OLAN BU MYOLARI KADERİ SİZ MİLLETVEKİLLERİN ELİNDE EVET DERSENİZ 2,5 MİLYON AİLELERİ İLE SİZ E MİNNATTAR KALACAK AMA HAYIR DEYİP 2,5 MİLYONA HAYIR DEMEMELİ VE MYO KANUN TEKLİFİNİ TBMM DE MİLLETİN MECLİSİNDE GÖRÜŞTÜRMELİSİNİZ

Kynak : www.myoteknikerler.com . Hakan Baycık

Evlilik İnsanı Allah’a Yaklaştırmalı

Evlilik İnsanı Allah’a Yaklaştırmalı

Evlilik, insanı günahtan koruyan bir kalkandır. Evlilik,el ele verip doğruya koşmaktır. Evliliğe bu açıdan baktığınızda, izdivacın insanı Allah’a yaklaştırması gerektiği görülebilir.

Delikanlı okulunu bitirdi ve işini kurdu. Artık evlenip çoluk çocuğa karışmak istiyor. Bunun için de düşünüyor ve soruyor: “Acaba kiminle ve nasıl biriyle evlensem?”

Akıl verense çok oluyor: “Evleneceğin kişi şöyle şöyle olsun”. Ama anne ille de güzel gelin istiyor.

Genç kızın da evlenme yaşı geliyor. O da düşünüyor. “Acaba evleneceğim kişide nasıl bir özellik arasam? Dini diyaneti önemli olmalı mı?” Bu anne de kızının bir zenginle evlenip rahat etmesini düşlüyor…

Genç kız da delikanlı da şaşkın. Çünkü eş, insanı saadetin beşiğine götürdüğü gibi; felaketin eşiğine de sürükleyebiliyor.

Kur’an, eşleri tarif ederken, “Onlar sizin için günahtan koruyan bir elbise, siz de onlar için bir elbise hükmündesiniz.” buyuruyor. (Bakara 187) Özellikle de günümüzde bu ayetin daha dikkatli okunması gerekiyor. Çünkü her sokak başında bir ateş yanıyor. Her yerden binler günah insana saldırıyor. Her şey ağız birliği yapmış gibi insanı Allah’tan uzaklaştırıyor.

Allah’a giden yollara barikatlar kurulmuş. Ahiret yurdunu gösteren işaretler ters çevrilmiş. Sefih medeniyetin getirdiği cazibe ister istemez insanları o yoldan alıkoyar hale gelmiş.

Herkes, akın akın “insanın ve bilhasa Müslüman’ın bir nevi cenneti olan aile sığınağından” çıkıp o yöne doğru koşuyor. Sığınaktan çıkan askerin üzerine yağan mermiler gibi günahlar aile fertlerinin üzerine yağıyor.

Kişi evinde oturup TV’sini seyrederken, gazetesini okurken, hatta penceresinden sokağa bakarken bile müstehcenlik ateşi onu yakabiliyor. İşte bu arada eş denilen “elbise” o ateşe perde olmalı. Kişiyle ateş arasında set oluşturmalı. Eşinin üzerine gelen günahlara paratoner olup, onu Allah’a yaklaştırmalı.. Sadece dünya hayatı için giyilen bir elbise değil, kişiyi cennet bahçelerine uçurabilen paraşüt görevi yapmalı…

Çünkü, insan bu dünyaya sadece rahat yaşayıp, zevk ve lezzet peşinde koşmak için gönderilmemiştir. Onun esas gayesi kendisini buraya gönderen Cenab-ı Hakk’ı tanımak, bilmek ve ibadet etmektir. Dünya yolunda yürüyüp ahiret yurduna varmaktır.

Evlilik de o yol arkadaşını seçmektir. Şayet yol arkadaşı Allah’a yakınsa kişi dünyada da ahirette de huzurlu olacaktır. Çünkü Cenab-ı Hak buyuruyor:

“Erkek olsun, kadın olsun mü’min olarak güzel işler yapanlara dünyada temiz ve huzurlu bir hayat yaşatırız. Ahirette ise, onları, yaptıklarının daha güzeliyle mükâfatlandıracağız.” (Nahl 97)

Asr-ı saadette yaşanan şu olay evliliğin insanı Allah’a yaklaştırması hususunda örnek olsa gerek.

Peygamberimiz (sas), sahabeleriyle birlikte otururken fakir ve muhtaç olanlara vermenin öneminden bahsediyordu. Al-i İmran Suresi’nin 92. ayetini okudu:

“Muhtaçlara ve fakirlere yardım ederken, malınızın kötüsünü değil de iyisini vermedikçe olgun bir imana kavuşamazsınız.

İmanda en yüksek mertebeye çıkmak istiyorsanız, yoksullara malınızın en hoşunuza gidenini bağışlayınız.”

Bu sözler orada bulunanlardan Ebu Talha’yı (ra) can evinden vurdu. En değerli malını Medine’deki hurmalığını ve evini hemen oracıkta bağışladı.

Evine gitti. Bahçenin dışında durdu. Eşi Rumeysa (ra) Ebu Talha’yı (ra) görünce neden eve girmediğini sordu. Ebu Talha (ra) evini ve bahçesini tasadduk ettiğini söyledi. Eşi:

“Kendin için mi yoksa ikimiz için mi?” diye sorduğunda Ebu Talha (ra) “ikimiz için” cevabını verince eşi Rumeysa:

“Allah senden razı olsun Talha. Ben de aynı şeyleri düşünürdüm. Bekle geliyorum.” diyerek dönüp arkasına bile bakmadan evinden çıkıp gitti. (Buhari)

Bizler de onları örnek almalıyız. Bunun için de evlilikleri nefsani duygulardan ziyade uhrevi duygularla yapmalıyız. Eş seçerken bizleri dünyaya çağıranı değil Allah’a yaklaştıranı seçmeliyiz.

Bizim evliliğimiz yani Müslüman’ın evliliği farklı olmalı. Müslüman aile, karanlık dünyalara ışık saçmalı… Sıkıntıda boğulanlara şefkat elini uzatmalı. Sevgiye hasret, mutluluğa hasret olanları sevginin ve mutluluğun yurduna iletmeli.

Eşler el ele vermeli

Derdimiz önce insanlığa hizmet olmalı. Bunun için eşler el ele vermeli. “Allah için ver” deyince vermeli. “Allah için yola çıkıyorum.” deyince uğurlamalı. Allah’a giden yolda hayat arkadaşına omuz vermeli. Tıpkı Peygamber kocasına Hira Dağı’na yemek taşıyan Hz. Hatice, İslâm için şehit olan Ammar ve Sümeyye, yalın ayak kızgın çöller üstünde yan yana hicret eden sahabe gibi…
Böyle eşler için söz sultanı ne güzel söylüyor:
“Bahtiyardır o adam ki, refika-i ebediyesini (ebedi arkadaşını) kaybetmemek için saliha (dindar) zevcesini taklit eder, o da salih olur. Hem bahtiyardır o kadın ki, kocasını mütedeyyin görür, ebedi dostunu ve arkadaşını kaybetmemek için o da tam mütedeyyin olur, saadet-i dünyeviyesi (dünya saadeti) içinde saadet-i uhreviyesini (ebedi saadetini) kazanır.”