Kuran Tv

FORUMDA SON KONULAR

Rahman ve Rahim olan Allah'in adiyla

Evet onlarin bu durumda dedikleri sadece su oldu: 'Ey bizim kerîm Rabbimiz, günahlarimizi ve islerimizdeki asiriliklarimizi affet! Ayaklarimizi hak yolda sabit kil ve kâfirler gürûhuna karsi bize yardim eyle.'

[Al-i Imran,147 ]

SON YAZILAR

Bir azm, eğer iman dolu bir kalbe girerse,[1]

Bir azm, eğer iman dolu bir kalbe girerse,

İnsan da, o imandaki son… YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Çiğdem'im]
Cevaplar : ilk siz olun
3 kez okundu

SON YAZILAR

Allah Derim[2]
Ekleyen : [Islamgülü]
Cevaplar : 2 tane
9 kez okundu

SON YAZILAR

Filistinli Çocuğun Vasiyeti[3]

Bu vasiyeti yazmak nerden aklıma geldi bilmiyorum. Muhammed Dürre’nin okul yolunda terör devleti… YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Islamgülü]
Cevaplar : 3 tane
14 kez okundu

SON YAZILAR

ÜLKEMİZİN İFTİHARLARI[4]

Türk doktor, Almanların keseceği bacağı kurtardı

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji… YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Tevafuk]
Cevaplar : 3 tane
14 kez okundu

SON YAZILAR

EVLİLİĞE NE KADAR HAZIRSINIZ SINAYIN[5]

Evlenecek gençlerin evlilik hayatlarında mutlu olmaları için şu noktalara dikkat etmeleri gerekir: YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Tevafuk]
Cevaplar : 4 tane
16 kez okundu

SON YAZILAR

Hangi hayatı örnek alıyoruz?[6]

Hangi hayatı örnek alıyoruz?
Hayatımıza şöyle bir bakınca şükür duygusu mu duyuyoruz, yoksa şekva… YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Çiğdem'im]
Cevaplar : ilk siz olun
2 kez okundu

SON YAZILAR

Hapşırma, kalp için faydalı[7]

Hapşırma, kalp için faydalı
Hapşırmanın üst ve alt solunum yollarının en önemli savunma mekanizmalarından… YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Çiğdem'im]
Cevaplar : ilk siz olun
3 kez okundu


Tarih : Kasım, 2008


11.30

2008

Ekrana Mahkum İnsanlık

Soru: Günümüzde yediden yetmişe hemen herkes televizyon, sinema ve bilgisayar ekranına mahkum olmakla karşı karşıya bulunmaktadır. Yeni nesiller tarafından, spor, aktüalite ve hatta magazin de bir yönüyle hayatın vazgeçilmezleri arasında sayılmaktadır. İradelerin adeta felce uğradığı böyle bir dönemde mâlâyânî meşgalelerden uzak kalabilmemiz nelere bağlıdır?

-Mâlâyânî; insanı alâkadar etmeyen, onun bugünü ve yarını için hiçbir faydası olmayan, gereksiz ve lüzumsuz şeyler demektir.

-Lâubâliliğe açık meclislerde bulunmamak lazımdır; zira, ayet ve hadislerde, faydasız konuşanlardan ve manasız mevzulara dalanlardan uzak durmak gerektiği önemle ifade edilmiştir. Nitekim, mücrimler, kendilerini cehenneme sürükleyen dört sebebi sayarlarken, onlardan biri olarak mâlâyânî şeylerle uğraşmayı da zikretmekte ve “Batıl sözlere dalanlarla beraber biz de dalardık.” (Müddessir, 74/45) demektedirler.

GÖRÜNTÜLÜ SOHBET İÇİN TIKLAYIN

Oda kokusu, tütsü ve kokulu mumlara dikkat

Oda kokusu, tütsü ve kokulu mumlara dikkat

Uz. Dr. İlkay Keskinel, “Tütsü, mum ve oda kokularının zararlı etkileri” olduğunu söyledi.

 

Suadiye Memorial Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. İlkay Keskinel, “Koku verici ürünler, solunum sistemi yakınmaları (Nefes darlığı, burun tıkanıklığı, öksürük, astım krizi), cilt belirtileri (Egzama, kaşıntı, döküntü), bulantı, gözlerde kuruma/yaşarma, çift görme, kulak çınlaması, baş ağrısı, baş dönmesi, konsantrasyon güçlüğü, huzursuzluk gibi sinir sistemi yakınmalarına yol açabilir.” dedi.
Uz.Dr.İlkay Keskinel yaptığı açıklamada oda kokularının, kokulu mumların ve tütsülerine zararlarına dikkat çekti. Çoğu oda kokusunun, aslında kokunun kaynağını ortadan kaldırmadığını, sadece maskeleme yaptığını anlatan Keskinel, “Aerosol şeklindeki oda kokuları; propan, bütan ve izobütan gibi petrokimyasal itici gazlar içerebilirler. Oda spreylerinden havaya yayılan gözle görünmeyecek kadar küçük parçacıklar, nefes almakla akciğere ulaşır. Özellikle astım gibi altta yatan bir sorun varlığında, hava yollarını rahatsız eden bu gazlar, yüksek doz kullanımında sinir sistemi üzerine de olumsuz etki yapmaktadır. Ayrıca, hem bu itici gazlar, hem de oda kokularındaki güzel kokulu kimyasallar, göz ve deri problemlerine de neden olabilirler.” dedi.
Keskinel şu bilgileri veriyor: “Oda deodorantlarının yanı sıra naftalinde de bulunan paradiklorobenzen, gözler ve üreme sistemi üzerine zararlı etkiye sahip. Bu maddenin kansere yol açma olasılığı bulunuyor. Limon,portakal kokusu veren limonen, nefes darlığına yol açabilir, göz ve burun alerjisine sebep olabilir. Bazı fitilli deodorantlar, formaldehit içerebilirler. Bu madde sadece havayolu, burun ve gözlerde tahriş yapmaz, aynı zamanda karaciğer bozukluğu ve kansere de neden olduğu iddia ediliyor. Kimi katı hava temizleyicilerde bulunan kamfor, nefes darlığı, halsizlik, baş dönmesi ve baş ağrısı gibi belirtilere de yol açabilir. Oda spreyleri havada asılı kalmayıp yere, halılara ya da mobilyaların üzerine de iner. Özellikle emekleyen veya yerde oyun oynayan çocuklar, ellerini ağızlarına götürdüklerinde bu maddelere ağız yoluyla da maruz kalmış olurlar.”

 

  

 

 

-KOKULU MUM VE TÜTSÜLER KANSERE DAVETİYE ÇIKARIYOR-

Oda kokularına benzer şekilde, kokulu mumlar, potpuriler ve tütsüler de sağlığa zarar verebilir. Mumlar yandıklarında asetaldehit, formaldehit, naftalin gibi organik kimyasal maddeleri havaya yayar. Yine mumun yanmasıyla oluşan siyah isin tortusu aslen karbondan oluşsa da, ftalat ve uçucu organik bileşikler (benzene, toluen gibi) içerebilir. Bunlar havadan nefes yoluyla alınabileceği gibi, özellikle elektrik yüklü yüzeylere (televizyon, bilgisayar, plastik örtüler gibi) kolayca çekilirler. Bu maddelerin kanser ve sinir sistemi hasarı yapabileceğini söyleyen İlkay Keskinel, “Ayrıca, bazı mum fitillerinde bulunan kurşun da mumun isine karışabilir. Kurşun, özellikle çocuklarda sinir sistemi hasarı ve öğrenme güçlüğü yapabilir.” dedi.

Tütsülerin yakılmasıyla havaya karışan küçük parçacıkların, solunum yollarını tahriş edebileceğini, astımı tetikleyebileceğini, çeşitli cilt yakınmalarına neden olabileceğini anlatan Keskinel, “Hatta kansere yol açabilir. Gebelik ve emzirme döneminde evlerinde tütsü yakılan çocukların ileride lösemi risklerinin arttığı iddia edilmektedir. Tütsü ve mumların yakılması ile polisiklik aromatik hidrokarbonlar da açığa çıkar. Bu maddeler, gaz ve dizel yakıtları ile de havaya karışmaktadır ve bebeklerin düşük doğum tartısıyla doğmasına, bunun yanı sıra kansere sebebiyet verebilmektedir.” şeklinde konuştu.

-KURUTULMUŞ KOKULU ÇİÇEKLERİ DE EVİNİZDE BULUNDURMAYIN-

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Keskinel, torbalarda ya da kaselerde kullanılan kurutulmuş çiçek ve yapraklardan oluşan potpurilerin nispeten daha güvenli olsalar da, kimi zaman paradiklorobenzen içerebileceğini bu maddenin de bir böcek öldürücü olduğunu ve kanser yapma olasılığı bulunduğunu söyledi.

Kısaca, burada adı geçen ya da geçmeyen koku verici ürünler, solunum sistemi yakınmaları (Nefes darlığı, burun tıkanıklığı, öksürük, astım krizi), cilt belirtileri (Egzama, kaşıntı, döküntü), bulantı, gözlerde kuruma/yaşarma, çift görme, kulak çınlaması, baş ağrısı, baş dönmesi, konsantrasyon güçlüğü, huzursuzluk gibi sinir sistemi yakınmalarına yol açabilir.

 

 

 

İşte en ekonomik ısınma yöntemleri

İşte en ekonomik ısınma yöntemleri…

Yıl başından bu yana doğal gaz ve kömür fiyatlarındaki artışların yüzde 50′ye ulaşması, ısınma giderlerini önemli oranda artıracak.

Alınan bilgiye göre, uluslararası piyasaların da etkisiyle kömür ve doğal gaza bu yıl ciddi oranlarda zam yapıldı. Bu artışlar kömür ile doğal gaz arasındaki dengeyi de bozdu. Geçen yıla kadar ucuz ısınma açısından başta gelen kömür, doğal gazın gerisine düştü. Kömürde yüzde 50′ye varan artışlar ve ton fiyatının 500 dolara ulaşması ve doların YTL karşısında değerlenmesi kömürcüler ve doğal gazcılar açısından da kömürü gözden düşürdü.

Geçen yıldan bu yana kömür fiyatları yaklaşık yüzde 50 civarında artış gösterirken küresel finansal kriz yüzünden 1 dolar, 1,5 YTL’yi geçti. Bu durum kömürün YTL cinsinden maliyetini geçen yıla göre (1 dolar yaklaşık 1,25 YTL) yüzde 78 civarında artırmış oldu.

Bugün 24 daireli bir site, kömürle ısınmak için yaklaşık 45 bin YTL’yi gözden çıkarırken, doğal gaza geçmesi halinde ödeyeceği toplam ücret 39 bin YTL’yi geçmiyor.

Kömürcülerin yaptığı hesaplara göre normal büyüklükteki 24 daireli bir binada daire başına 2,5 ton ithal kömür kullanılıyor. Buna göre toplam 60 ton kömür için sitenin, tonu 500 dolardan, yaklaşık 30 bin dolar ödemesi gerekiyor. Bugünkü döviz fiyatlarına göre (1 dolar ortalama 1,50 YTL olarak alınırsa) daireler, sadece ısınma için 1875 YTL ödemek zorunda kalacak. Geçen yıl daire başına yaklaşık 1050 YTL ödeniyordu (artış yüzde 78). Bu rakama mutfakta kullanılan tüp ve banyoda kullanılan tüplü şofben de katıldığında enerji maliyeti daha da artıyor.

Kömürcülere göre aynı sitede daire başına kış aylarında 2 bin metre küp doğal gaz tüketimi oluyor. Doğal gaza yapılan yüzde 35 civarındaki zamla bile daire başına maliyet (Konya 1 metreküp doğalgaz: 80,60 YKr) 1612 YTL çıkıyor.

Kömürcülerin bu hesabına göre bile 24 daireli bir sitenin doğal gaza ödeyeceği miktar kömürden 6312 YTL daha az oluyor. 2-3 yıl önce kömürcüler, aynı sitenin kömüre doğal gaza oranla 5 bin YTL daha az ödeyeceğini ileri sürüyordu. Bugün doğalgaza geçen 24 daireli sitenin ödeyeceği toplam para 39 bin YTL’yi geçmiyor.

DOĞAL GAZ YETKİLİLERİNE GÖRE DAHA UCUZ MALİYET ÇIKIYOR

Konya’da doğalgaz dağıtımında yetkili Gaznet şirketinin yetkilileri ise ithal kömürün verdiği enerjinin iddia edildiği düzeyde olmadığını ayrıca kömürün verimi yüzde 60 iken doğal gazın veriminin yüzde 90′ı geçtiğini söyledi.

Doğal gazın gelen zamlara karşın halen çok ucuz yakıt olduğunu ifade eden yetkililer, ”Bizim yaptığımız araştırmalara göre sitelerde daire başına yılda 1600 metre küp doğal gaz tüketimi oluyor. Bunun içinde banyo, mutfak ve ısınma giderlerinin hepsi var. Bu haliyle doğal gazın maliyeti daire başına 1290 YTL’yi ancak buluyor. Bazı sitelerdeki merkezi ısınmanın kalitesine göre bu maliyet daha da düşebiliyor” dedi.

Yetkililer, ucuzluğunun yanı sıra doğal gazın insan ve çevre sağlığı açısından son derece önemli olduğunu belirterek, Konya’da artık tamamen doğal gaz geçmenin vaktinin geldiğini bildirdi.

(AA)

 

İnananların yurdu Cennet!

İnananların yurdu Cennet!

Hayatta en fazla neyi istersiniz? Güzel bir ev, gösterişli elbiseler, zenginlik, bolluk, ihtişam… Peki size, dilediğiniz herşeyin anında ve sonsuza kadar sağlanacağı bir mekanın varlığı haber verilse, bunu nasıl karşılardınız?

Elbette, büyük bir heyecana kapılır ve hemen bu kusursuz mekanı görmek isterdiniz. Böyle bir mekanda yaşamaya kuşkusuz hiçbir insanın, hiçbir şekilde itirazı olmazdı.

Şimdi bir düşünün. Şimdiye kadar size, güzelliklerin ayaklarınızın altına serileceği, sayısız nimet ve bollukla karşılaşacağınız bir mekanın varlığından hiç bahsedilmedi mi? Kuşkusuz ki bahsedildi. Aslında size ve sizin gibi tüm insanlara tüm istediklerini hazır bulacakları bir yaşamın, “cennet yaşamının” varlığı mutlaka haber verilmiştir. Yeryüzündeki her insan, ölümünden sonra ahiret yaşamında sonsuz bir cennetin var olduğu bilgisine sahiptir. Cennete girmeye layık görülen her insan, nefsinin istediği herşeyi hazır bulacağı, mükafat ve nimetlerle karşılanacağı, sonsuza kadar güzellikle muhatap olacağı eşsiz bir mekanda yaşayacaktır. Dünyada yaşadığı sınırlı süre ise, bu güzelliklere kavuşabilmesi için kendisine verilmiş bir fırsattır. Allah, dünya hayatındaki imtihanın gereklerini yerine getiren salih kullarına, bu güzel yurdu vaat etmiştir.

O halde insanları, cennet müjdesiyle sevince kapılmaktan alıkoyan, cennete özlem duymalarını ve ona kavuşmak için çaba harcamalarını engelleyen sebep ne olabilir? İnsanlar, acaba neden kendilerine karşılıksız nimetler ve güzellikler verileceğini bile bile, cennet için bir hazırlık yapmazlar? Kuşkusuz bunun en önemli nedeni, insanların bir kısmının cennetin varlığına kesin olarak inanmamaları, bir kısmının da bundan büyük bir şüphe içinde olmalarıdır. İnsanların inançsız veya şüpheci olmalarının kuşkusuz çeşitli sebepleri olabilir. Ancak burada asıl üzerinde durulması gereken, bu şüphenin kimi zaman bilgi eksikliğinden kaynaklanmasıdır.

Bu bilgi eksikliğinin giderilmesi için başvurulacak yegane kaynak ise Kuran’dır.

Allah, Kuran’da insanlara eşsiz ve sınırsız güzellikleri ile muhteşem bir cennet yaşamı tarif etmiştir. Bu güzelliklerin sınırını bilmeyen, tarif edilen detayların farkında olmayan bir kimsenin, cenneti ve oradaki yaşamı gözünde canlandırması zor olabilir.

Elinizdeki kitap ile amaçlanan, Allah’ın insanlara sunmuş olduğu ve büyük bir nimet olarak Kitabında anlattığı cenneti, insanlara tanıtmak, sahip olduğu güzelliklerden herkesi haberdar etmektir. Cennetin, ahirette insanlar için hazırlanmış iki yaşamdan bir tanesi olduğunu bildirmek ve orada insana, şu anki düşünce sınırlarını aşacak derece güzel olan herşeyin verileceğini belirtmektir. Cennetin, cahilce inanışların aksine, tüm nimetlerin kusursuzca var edildiği bir mekan olduğunu haber vermek ve insanlara orada “nefislerinin istediği”, “arzu ettikleri” herşeyin sunulacağını göstermektir. Cennette, tüm eksikliklerden, acizliklerden uzak olacaklarını, sıkıntı ve hüznü tadmayacaklarını, asla pişmanlık duymayacaklarını bildirmektir. Cennette, şu ana kadar görülmüş, bilinmiş her türlü güzelliğin ve nimetin çok daha üstününün var olduğunu, ayrıca Allah’tan bir ikram olarak henüz tanınmamış, görülmemiş nimetlerin de orada hazır bulundurulduğunu ve bunların yalnızca Allah’ın kendilerinden hoşnut olduğu insanlara sunulmakta olduğunu haber vermektir.

Elinizdeki kitapta cennetle ilgili tüm bilgiler Kuran ayetlerinden yola çıkılarak tarif edilmektedir. Dolayısıyla sizler de bu bilgileri okuyup, cennet mekanını gözünüzde canlandırmaya çalışırken, anlatılanların tümünün gerçek olduğunu unutmamalısınız. Bütün bu bilgiler doğrultusunda sizleri bekleyen asıl yurdun kusursuzluğunu düşünmeli ve oraya layık olabilmek için çaba içinde olmalısınız. Allah’ın tüm bunları sizlere karşılıksız olarak vereceğini ve tüm bu nimetlere sonsuza kadar sahip olabileceğinizi unutmamalısınız. Tüm bunların yanında, eğer sonsuz güzelliği tercih etmezseniz, tek seçeneğinizin sonsuz azap dolu cehennem olacağını ve cennettekilerin refah dolu yaşamlarını izlerken orada sonsuza kadar sıkıntı, hüzün, azap ve pişmanlık yaşanacağını mutlaka düşünmelisiniz.

 

 

Çocuklara 2 yaşından itibaren kitap okuyun

Çocuklara 2 yaşından itibaren kitap okuyun…

İki yaşından itibaren bebeklerde resimli kitaplara karşı ilgi oluştuğunu belirten uzmanlar, anne-babanın çocuğa kitap okumayı sevdirmesini ve birlikte kitap okumasını tavsiye ediyor.

Çocuk Gelişimi ve Eğitimcisi Neşe Doğançelik, bebeklerin kitapları oyuncak olarak kullandığını, 2 yaşından itibaren ise resimlerine dikkat ettiğini söyledi. 3- 4 yaşlarındaki çocukların kendilerine resimli öykü kitaplarının okunmasını istediğini vurgulayan Doğançelik, 5- 6 yaşlarından itibaren ise öğrenme isteğinin doğduğunu kaydetti. 

Çocuklara kitap okumaları için elverişli bir ortam oluşturmak gerektiğini dile getiren Doğançelik, anne-baba ile birlikte okumanın da çocuğu okumaya özendireceğini ifade etti. Öykü ve resimler hakkında konuşmanın çocuğun okumaktan aldığı zevke ve kavrayış gücüne pek çok katkıda bulunacağını aktaran Doğançelik, şöyle konuştu: “Çocuğunuz sorular sorar veya bildiği sözcükleri göstererek ya da resimlerden söz ederek okumanızı bölerse, bu onun ilgi duyduğuna ve o konuda fazla şey öğrenmek istediğine işaret eder.’ Neden böyle olduğunu ben de merak ediyorum’ ‘Acaba ne olacak?’ gibi sözlerle kitaptan söz etmesine yardımcı olabilirsiniz. Bu açıdan bakıldığında, 3 -4 yaşlarındaki çocuk için kitap, yetişkinle arasında kurulan bir sohbet aracıdır. Çocuklar, birlikte okuduğunuz kitaplarla çoğunlukla kendi deneyimlerini anımsayacaklardır. Bir öykü, pek çok başka deneyimi ya da anıyı çağrıştırabilir.Kitaplar hakkında konuşmak, çocukların okudukları öykülerle bütünleşmelerini ve kendilerini gerçek birer okur gibi hissetmelerini en etkili yollarından biridir. Bu yolla bir yandan çocuğun kelime dağarcığı zenginleşirken, bir yandan da ona, bazı zihinsel kavramları anlama fırsatı verilmiş olur.”

Çocukların çok iyi bildikleri kitapları yeniden okumak suretiyle güven kazandığını vurgulayan Doğançelik, şöyle devam etti: “Yeniden okuma, kitapların ve öykülerin nasıl işlediğini görmelerine yardımcı olur. Çok sevdikleri kitapları yeniden okumayı sürdürmeniz oldukça önemlidir. Okumayı öğrenmeye ve sayfa üzerindeki sözcükler hakkında giderek daha fazla şey öğrenmeye başladıklarında, aşina oldukları bir kitaba ilişkin bilgiler onlara yardımcı olacaktır. Onları, bildikleri kitaplarda yer alan sözcüklere ve harflere daha dikkatli bakmaya özendirebilirsiniz.”

Okula başlayan çocukların daha önce okuduğu kitabı yeniden gördüğünde okuma isteğinin canlanacağını hatırlatan Doğançelik, okumada ilerlemenin her zaman bir sonraki kitaba geçme olarak düşünülemeyeceğini belirtti. Çok deneyimli çocukların bile bir kitabı yeniden okumaktan zevk alabileceğine dikkat çeken Doğançelik, “Küçük yaştaki çocuklar, bir kitabı birkaç kez dinleyerek bir öyküyü kendi sözcükleri ile anlatabilecek duruma gelebilirler. Zaman zaman kitabın dilini kullanarak öyküyü canlandırmaktan da zevk alabilirler. Tüm bunlar, onların dil ve sosyal gelişiminin, hayal gücünün ve empati oluşumunun gelişmesine ve desteklenmesine neden olur.” diye konuştu.