Sorularla Ýslamiyet

FORUMDA SON KONULAR

Rahman ve Rahim olan Allah'in adiyla

Kullarim Beni senden soracak olurlarsa, bilsinler ki Ben pek yakinim. Bana dua edenin duasina icabet ederim. Öyleyse onlar da davetime icabet ve Bana hakkiyla inanip tasdik etsinler ki dogru yolda yürüyerek selâmete ersinler.

[Bakara Suresi, 186]

SON YAZILAR

Bir azm, eÄŸer iman dolu bir kalbe girerse,[1]

Bir azm, eÄŸer iman dolu bir kalbe girerse,

İnsan da, o imandaki son… YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Çiğdem'im]
Cevaplar : ilk siz olun
3 kez okundu

SON YAZILAR

Allah Derim[2]
Ekleyen : [Islamgülü]
Cevaplar : 2 tane
9 kez okundu

SON YAZILAR

Filistinli Çocuğun Vasiyeti[3]

Bu vasiyeti yazmak nerden aklıma geldi bilmiyorum. Muhammed Dürre’nin okul yolunda terör devleti… YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Islamgülü]
Cevaplar : 3 tane
14 kez okundu

SON YAZILAR

ÜLKEMİZİN İFTİHARLARI[4]

Türk doktor, Almanların keseceği bacağı kurtardı

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji… YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Tevafuk]
Cevaplar : 3 tane
14 kez okundu

SON YAZILAR

EVLİLİĞE NE KADAR HAZIRSINIZ SINAYIN[5]

Evlenecek gençlerin evlilik hayatlarında mutlu olmaları için şu noktalara dikkat etmeleri gerekir: YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Tevafuk]
Cevaplar : 4 tane
16 kez okundu

SON YAZILAR

Hangi hayatı örnek alıyoruz?[6]

Hangi hayatı örnek alıyoruz?
Hayatımıza şöyle bir bakınca şükür duygusu mu duyuyoruz, yoksa ÅŸekva… YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Çiğdem'im]
Cevaplar : ilk siz olun
2 kez okundu

SON YAZILAR

Hapşırma, kalp için faydalı[7]

Hapşırma, kalp için faydalı
Hapşırmanın üst ve alt solunum yollarının en önemli savunma mekanizmalarından… YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Çiğdem'im]
Cevaplar : ilk siz olun
3 kez okundu


‘Aile’ konulu


01.03

2009

EVLİLİĞE NE KADAR HAZIRSINIZ SINAYIN

Evlenecek gençlerin evlilik hayatlarında mutlu olmaları için şu noktalara dikkat etmeleri gerekir:

1. EvliliÄŸi aceleye getirmeyin

Evlilik, dizi filmlerdeki gibi pembe düş değildir. İki bilinmeyenli bir denklem gibidir. Bünyesinde birtakım problemler olacaktır. Evliliğe hazır olmadan evlenmeye kalkışmayın.

2. Deli gibi seviyorum

“Deli gibi sevmek” mutlu olmaya yetmez. Denklik de önemlidir. Sadece siz deÄŸil, aileniz de denk olmalı. Kültür seviyenizden dinî inançlarınıza kadar her ÅŸeyiniz. Birbirini “deli gibi severek” nikâh memurunun önüne koÅŸan nice gençler, denk olmadıkları için üç gün sonra soluÄŸu hakim karşısında almışlardır. Arabanızı da çok seversiniz ama benzin olmadan onu iterek ne kadar götürebilirsiniz?

3. Ailem beni anlamıyor

“Ailem beni anlamıyor” yerine onların da fikirlerine deÄŸer verin. Bütün anne-babalar, çocuklarının mutlu olmasını ister. Kesinlikle art niyet taşımazlar. EÄŸer itiraz ediyorlarsa mutlaka bir bildikleri vardır. “Çünkü gençlik damarı, akıldan ziyade hissiyatı dinler. His ve heves ise kördür, âkıbeti göremez.” (Gerçi çocuklarının iyiliÄŸini düşündüklerini sanarak kendi istedikleriyle evlendirmek isteyen aileler de vardır.)

4. Önce kendinizi tanıyın

Nasıl birisiniz? Sinirli, sakin, kıskanç, bunun gibi hangi huylarınız var? Evleneceğiniz aday nasıl olmalı ki, onunla anlaşabilesiniz? Önce kendinizi tanıyın.

5. Adayınızı iyi tanıyın

Kendinizi tanıdıktan sonra da adayınızı iyi tanıyın. Bunun için ailenizden yardım isteyin. Çünkü yıllarca flört ettikleri halde evlendikten sonra “seni tanıyamamışım” diyenlerin sayıları hayli kabarıktır.

6. Kendinizle barışık olun

Kendisiyle kavgalı olan, eşiyle de kavgalı olur. Şayet depresyondaysanız veya psikolojik başka bir rahatsızlığınız varsa tedavi olun. Tedavi olmadan asla evlenmeye yanaşmayın. Hem kendinizi hem de eşinizi bedbaht edersiniz.

7. Sakın yalan söylemeyin

Nikâh masasına kadar “evet”, ondan sonra “her ÅŸey bitti” mantığıyla hareket etmeyin. “Nasıl olsa ben ona dediÄŸimi yaptırırım.” veya “onu deÄŸiÅŸtiririm” düşüncesiyle kendinizi kandırmayın. Çünkü sonradan hiçbir ÅŸeyi deÄŸiÅŸtiremezsiniz.

8. Olgunlaşın

Evlilikte olgunluk çok önemlidir. Çocuk tabiatlı, en küçük şeyde küsen, alıngan, şımarık ve bir ailenin sıkıntısını göğüslemekten aciz insanlar, eşlerini mutlu edemedikleri gibi kendileri de mutlu olmazlar.

9. Maddiyata dikkat!

Aşırı derece maddiyata önem veren adaylardan uzak durun. Çünkü madde mutluluk değil, mutluluğa basamaktır.

10. Fazla beklentide olmayın

Evlilikten çok şey bekleyenler, mutsuz olurlar. Evlilik güzel şey! Fakat o güzelliğe ulaşmak emek ister, alın teri ve çaba ister. Bunu bilerek ve evlilikten olağanüstü mutluluk beklemeyerek evlenenler, daha çok mutlu olurlar.

11. Hayalperest olmayın

Realist davranın. Hayal ülkesinin bulutlarında gezenler, dünya gerçekleriyle yüzleşemezler. İlk gerçekle karşılaştıklarında kafalarını sert kayaya çarparlar.

Gülay Atasoy

01.01

2009

Evlilik küçük beyaz bir kağıt olarak başlar

Evlilik küçük beyaz bir kağıt olarak başlar

Bir kadın ve bir erkek bu kağıdı birlikte doldurmaya karar verirler. Yazmaya başladıklarında, her ikisi de ilk kez beraber çalışmaya başladıklarını fark ederler. Her biri yazabileceği en güzel cümleyi yazar kağıda, çizebileceği en güzel resmi çizer.

Bazen erkek fazlaca yazar, çizer, bazen kadın. Bazıları önce eleyip sık dokur. Düşünür taşınır ondan sonra yazar. Yazı yazmaya, resim çizmeye devam ettikçe yorulduklarını hissederler. Yazmaya, çizmeye devam etme şevklerini kaybettikleri olur bir ara. Sonra taze bir heyecanla yeniden başlarlar. Bu, evliliğin ve ilişkinin sürmesi için verdikleri karardır. Yazma ve çizme isteği sürdükçe, kağıtta sürekli yer açılır, karalamaya devam ederler.

Bu karalama eşlerden birinin mürekkebi bitse, yani bu dünyadaki hayatı sona erse bile devam eder. Geride kalan, kağıdın hâlâ boş kalan kısımlarını karalamayı sürdürür. Bu kağıdı karalamanın birkaç kuralı vardır: Her iki taraf da yazmalıdır, çizmelidir. Biri yazmayı bırakırsa, otomatik olarak diğerinin de mürekkebi biter, şevki kalmaz, çabucak yorulur. Hem sonra, herkes kendi el yazısıyla yazmalıdır. Biri diğerinin el yazısının kendininkine benzemesini beklememeli ya da diğerinin el yazısını taklit etmeye kalkmamalıdır. Kağıdı birlikte doldurabilmek için herkesin kendisi olması gerekir.

Eşlerin birisinin yazısı çirkin olabilir ya da çizdiği resim kaliteli olmayabilir. Diğeri bunu dert edinmemelidir.
Zaman zaman eşini beğenmezse yazdığınız yazıyı silebilir, yeniden yazmaya başlayabilirsiniz. Yani, yazdıkça ve kağıt önünüzde durdukça bir sorun yoktur.

Ancak eşinizin yazığını ya da kendi yazdığınızı silerken kağıdı yırtarsanız, aşkı ve ilişkiyi yitirebilirsiniz.
Siz ne kadar güzel yazmış olursanız olun, ne kadar tatlı çizmiş olursanız olun, kağıttaki bir yırtık asla onarılmaz, öylece kalır.
Çünkü bu ilişkiye iki basit sermaye ile başladınız. Biri mürekkebiniz, yani hayatınız. Diğeri kağıdınız, yani hayatınızı birlikte biçimlendireceğiniz aşkınız.

Mürekkebinizle ne karalarsanız karalayın, kağıda zarar vermemelisiniz. Mürekkebiniz asla kurumamalı, aşkınız asla yırtılmamalı. Kağıt üzerindeki tüm hatalar, tüm eksiklikler, tüm çirkinlikler, tüm karalamalar sorun değildir aslında. sorun bütün hatalarımızı, kusurlarımızı, eksiklerimizi her nasılsa kabul etmeye hazır beyaz kağıdımızı yitirmektir.
Bu noktadan sonra bazıları kağıdı tamamen ayırıp ortaklıklarını bitirebilirler. Bazıları da yırtığa aldırış etmeksizin kağıda yazmaya devam edebilirler. Çok geçmeden, yeni yazdıkları boşlukların eskisi gibi sağlam ve temiz olduğunu fark ederler..
Mürekkebinizi bitirmeden, kağıdınızı tamamen yırtmadan yazmaya devam?

“İki parmağının ucunu iki gözüne koy…
bir şey görebilir misin dünyadan?
Görememek ayıbı, gösterememek kusuru uÄŸursuz nefsin parmağına ait iÅŸte…
Parmağını gözünden kaldır ilkin, sonra gör dilediÄŸini böyle…

İnsan gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir.
Göz ise ancak Sevgiliyi görene denir.”

Senai Demirci

Bakıcı kadın sendromu

Çalışan anneleri bekleyen büyük tehlike:

Bakıcı kadın sendromu

Son yıllarda derinlemesine büyüyen pedagoji biliminde, ismine daha önce hiç rastlanmamış birtakım yeni tanımlamalarla karşılaşıyoruz.

Bunlardan biri de “ilgisiz çocuk sendromu”dur. Ülkemizde çocuk psikolojisi ile ilgilenen birtakım uzmanlar tarafından “bakıcı kadın sendromu” olarak da adlandırılan bu sendromu taşıyan çocukların bulguları “otistik çocuk”larda görülen davranış sapmaları ile hemen hemen aynı özellikler göstermektedir. Ancak tedavide izlenilen yöntemler birbirinden ayrıdır. İlgisiz çocuk sendromu, insan yaÅŸamında en hızlı geliÅŸimlerin yaÅŸandığı ilk dört yaÅŸ döneminde, çocuk ile sosyal çevre arasında sözel ve duygusal iletiÅŸimin saÄŸlıklı yürümemesi sonucunda oluÅŸan bir bozukluktur.

Özellikle çalışan annelerin, çocuk gelişimi konusunda yeterli donanımlara sahip olmayan bakıcı kadınlara emanet ettikleri çocuklarda sıklıkla görülen bu sendromu taşıyan çocuklar; hırçın, içe kapanık, konuşmayı çok sevmeyen, muhatabı ile göz teması kuramayan özellikleri ile dikkat çekerler. Ancak burada hemen belirtmekte fayda var ki, ilgisiz çocuk sendromu, sadece bakıcılara emanet edilen çocuklarda değil, annesi bizzat yanında olduğu halde çocukla yeterli duygusal ve sözel iletişim kurulamadığı zaman da görülmektedir. Böylesi bir sendroma yakalanan çocukların ortak özelliği aşırı derecede televizyon izleyicisi olmalarıdır. Yapılan araştırmalarda, bu tür çocukların gelişim sürecinin adım adım takip edilmediği, gelişimi destekleyici faaliyetlerin yapılmadığı, aksine çocuğun tıpkı bir zihin ölümüne terk edilmesi gibi gündelik yaşantıda oyalanması için televizyonla baş başa bırakıldığı görülmektedir.

Dil geliÅŸiminin taklit ile geliÅŸen bir beceri olduÄŸu ve ilk iki yaÅŸ içinde çocukların konuÅŸmaya baÅŸlayabilecek kabiliyetleri olduÄŸu dikkate alınırsa eÄŸer, bu dönemin televizyon karşısında geçirilmiÅŸ olması çocukta dil geliÅŸimi geriliÄŸi olarak ortaya çıkmaktadır. ÖrneÄŸin, sözel iletiÅŸim kurma becerisi elde edemeyen çocuk, muhatabı ile göz teması kurabilme yeteneÄŸinde de eksik kalmaktadır. Göz teması ise duygusal iletiÅŸimin en önemli unsurudur. Duygusal iletiÅŸimde de geliÅŸme saÄŸlayamayan çocuk genelde içe kapanmayı tercih etmekte, “asosyal” bir yaÅŸantıya yönelme eÄŸilimine girmektedir.

Ne yapılmalı?

ÇocuÄŸunuzun ilgisiz çocuk sendromu (bakıcı kadın sendromu) taşımasını istemiyorsanız, onunla bol bol konuÅŸun… Sıkıntıdan patlasanız da onu dinleyin… Duygusal ve sözel iletiÅŸim kurma becerilerinizi gözden geçirin ve geliÅŸtirin. ÇocuÄŸunuzun zihinsel geliÅŸim sürecini iyi takip edin, gerekirse bu konuda uzman desteÄŸi alın. EÄŸer anne ve baba olarak çalışıyorsanız ve çocuÄŸunuzu bir bakıcıya emanet edecekseniz, bakıcının çok becerikli olmasından daha çok, çocuk geliÅŸimi konusunda bilgi sahibi olmasına bakın. ÇocuÄŸunuzu özellikle ilk dört yaÅŸta televizyon, bilgisayar ve teknolojik oyun gereçleri ile tanıştırmayın. Her ne sebeple olursa olsun, çocuÄŸunuzun bu döneminde duygusal, psikolojik ve fiziksel ÅŸiddet ve ceza uygulamayın.
Adem Güneş / Uzman Pedagog

12.17

2008

İnteraktif oyunlara dikkat!

İnteraktif oyunlara dikkat!

Aile ve Sosyal AraÅŸtırmalar Genel Müdürü Doç. Dr.AyÅŸen Gürcan, internette oynanan interaktif stratejik oyunların küçük yaÅŸtaki çocuklarda ÅŸiddet eÄŸilimlerini arttırabileceÄŸini belirterek, ”Bu oyunlar, çocukların iç dünyasında karmaÅŸa yaratıp, vicdan duygusunu köreltebilmektedir” dedi.

Gürcan yaptığı açıklamada, sanal ortamda oynanan dijital oyunların kullanımının, her geçen gün arttığını belirtti. Bu tür oyunlarda sunulan eğlence unsurlarının, televizyonun aksine, etkileşim ve iletişim boyutu taşıdığını vurgulayan Gürcan, bunun da aile içi ilişkileri derinden etkileyebileceğine dikkati çekti.
İnteraktif oyunların olumlu ve olumsuz yönleri konusunda farklı yaklaşımlar olduğunu anlatan Gürcan, bazı bilim adamlarının, bu oyunların, çocuğun gelişim aşamasında içgüdüsel başarma, ilerleme ve gelişme ihtiyacını giderdiğini, problem çözme ve çoklu görev yetisini kuvvetlendirdiğini düşündüğünü ifade etti.
Gürcan, dijital oyunların, işbirliğini destekleyen ortamlar sunduğunu, öğrencinin güdülenmişlik düzeyini arttırdığını, içeriğe ilgi duymasını ve öğrenebileceğine ilişkin özgüveni sağladığını ve öğrencide motivasyon yarattığını ortaya koyan araştırmalar olduğunu belirtti.
Bilgisayar oyunlarının kullanımına ilişkin yapılan araştırma ve uygulamaların, olumlu durumların yanı sıra bağımlılık ve buna bağlı psikolojik ve fizyolojik sorunları da gözler önüne serdiğini vurgulayan Gürcan, özellikle okul çağındaki gençlerin aşırı ve uygunsuz internet kullanımının psikolojik ve bedensel gelişimlerini olumsuz yönde etkilediğini kaydetti.
Gürcan, birden fazla kişiyle online olarak oynanabilen sanal evrende bir karakter oluşturup, çeşitli yetenekler ve güçlerle en üst seviyeye ulaşmanın hedeflendiği oyunlarda çocukların para kazanma ve sürekli başarı elde etme hırsına kapıldığına dikkati çekti.

Çocuklara 2 yaşından itibaren kitap okuyun

Çocuklara 2 yaşından itibaren kitap okuyun…

İki yaşından itibaren bebeklerde resimli kitaplara karşı ilgi oluştuğunu belirten uzmanlar, anne-babanın çocuğa kitap okumayı sevdirmesini ve birlikte kitap okumasını tavsiye ediyor.

Çocuk Gelişimi ve Eğitimcisi Neşe Doğançelik, bebeklerin kitapları oyuncak olarak kullandığını, 2 yaşından itibaren ise resimlerine dikkat ettiğini söyledi. 3- 4 yaşlarındaki çocukların kendilerine resimli öykü kitaplarının okunmasını istediğini vurgulayan Doğançelik, 5- 6 yaşlarından itibaren ise öğrenme isteğinin doğduğunu kaydetti. 

Çocuklara kitap okumaları için elveriÅŸli bir ortam oluÅŸturmak gerektiÄŸini dile getiren DoÄŸançelik, anne-baba ile birlikte okumanın da çocuÄŸu okumaya özendireceÄŸini ifade etti. Öykü ve resimler hakkında konuÅŸmanın çocuÄŸun okumaktan aldığı zevke ve kavrayış gücüne pek çok katkıda bulunacağını aktaran DoÄŸançelik, şöyle konuÅŸtu: “ÇocuÄŸunuz sorular sorar veya bildiÄŸi sözcükleri göstererek ya da resimlerden söz ederek okumanızı bölerse, bu onun ilgi duyduÄŸuna ve o konuda fazla ÅŸey öğrenmek istediÄŸine iÅŸaret eder.’ Neden böyle olduÄŸunu ben de merak ediyorum’ ‘Acaba ne olacak?’ gibi sözlerle kitaptan söz etmesine yardımcı olabilirsiniz. Bu açıdan bakıldığında, 3 -4 yaÅŸlarındaki çocuk için kitap, yetiÅŸkinle arasında kurulan bir sohbet aracıdır. Çocuklar, birlikte okuduÄŸunuz kitaplarla çoÄŸunlukla kendi deneyimlerini anımsayacaklardır. Bir öykü, pek çok baÅŸka deneyimi ya da anıyı çaÄŸrıştırabilir.Kitaplar hakkında konuÅŸmak, çocukların okudukları öykülerle bütünleÅŸmelerini ve kendilerini gerçek birer okur gibi hissetmelerini en etkili yollarından biridir. Bu yolla bir yandan çocuÄŸun kelime daÄŸarcığı zenginleÅŸirken, bir yandan da ona, bazı zihinsel kavramları anlama fırsatı verilmiÅŸ olur.”

Çocukların çok iyi bildikleri kitapları yeniden okumak suretiyle güven kazandığını vurgulayan DoÄŸançelik, şöyle devam etti: “Yeniden okuma, kitapların ve öykülerin nasıl iÅŸlediÄŸini görmelerine yardımcı olur. Çok sevdikleri kitapları yeniden okumayı sürdürmeniz oldukça önemlidir. Okumayı öğrenmeye ve sayfa üzerindeki sözcükler hakkında giderek daha fazla ÅŸey öğrenmeye baÅŸladıklarında, aÅŸina oldukları bir kitaba iliÅŸkin bilgiler onlara yardımcı olacaktır. Onları, bildikleri kitaplarda yer alan sözcüklere ve harflere daha dikkatli bakmaya özendirebilirsiniz.”

Okula baÅŸlayan çocukların daha önce okuduÄŸu kitabı yeniden gördüğünde okuma isteÄŸinin canlanacağını hatırlatan DoÄŸançelik, okumada ilerlemenin her zaman bir sonraki kitaba geçme olarak düşünülemeyeceÄŸini belirtti. Çok deneyimli çocukların bile bir kitabı yeniden okumaktan zevk alabileceÄŸine dikkat çeken DoÄŸançelik, “Küçük yaÅŸtaki çocuklar, bir kitabı birkaç kez dinleyerek bir öyküyü kendi sözcükleri ile anlatabilecek duruma gelebilirler. Zaman zaman kitabın dilini kullanarak öyküyü canlandırmaktan da zevk alabilirler. Tüm bunlar, onların dil ve sosyal geliÅŸiminin, hayal gücünün ve empati oluÅŸumunun geliÅŸmesine ve desteklenmesine neden olur.” diye konuÅŸtu.