Sorularla Ýslamiyet

FORUMDA SON KONULAR

Rahman ve Rahim olan Allah'in adiyla

Rahmanin has kullari o kimselerdir ki onlar yerde tevazu ile yürürler. Cahiller kendilerine laf atarsa 'Selametle!' derler.

[Furkan Suresi,63]

SON YAZILAR

Bir azm, eÄŸer iman dolu bir kalbe girerse,[1]

Bir azm, eÄŸer iman dolu bir kalbe girerse,

İnsan da, o imandaki son… YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Çiğdem'im]
Cevaplar : ilk siz olun
3 kez okundu

SON YAZILAR

Allah Derim[2]
Ekleyen : [Islamgülü]
Cevaplar : 2 tane
9 kez okundu

SON YAZILAR

Filistinli Çocuğun Vasiyeti[3]

Bu vasiyeti yazmak nerden aklıma geldi bilmiyorum. Muhammed Dürre’nin okul yolunda terör devleti… YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Islamgülü]
Cevaplar : 3 tane
14 kez okundu

SON YAZILAR

ÜLKEMİZİN İFTİHARLARI[4]

Türk doktor, Almanların keseceği bacağı kurtardı

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji… YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Tevafuk]
Cevaplar : 3 tane
14 kez okundu

SON YAZILAR

EVLİLİĞE NE KADAR HAZIRSINIZ SINAYIN[5]

Evlenecek gençlerin evlilik hayatlarında mutlu olmaları için şu noktalara dikkat etmeleri gerekir: YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Tevafuk]
Cevaplar : 4 tane
16 kez okundu

SON YAZILAR

Hangi hayatı örnek alıyoruz?[6]

Hangi hayatı örnek alıyoruz?
Hayatımıza şöyle bir bakınca şükür duygusu mu duyuyoruz, yoksa ÅŸekva… YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Çiğdem'im]
Cevaplar : ilk siz olun
2 kez okundu

SON YAZILAR

Hapşırma, kalp için faydalı[7]

Hapşırma, kalp için faydalı
Hapşırmanın üst ve alt solunum yollarının en önemli savunma mekanizmalarından… YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Çiğdem'im]
Cevaplar : ilk siz olun
3 kez okundu


‘Müslüman Bayanlar’ konulu


11.16

2008

Güzel ve Zengin Bir Zevce - Tam Tersi Bir Koca

Şükredenlerden Suheyb, Sabredenlerden Hifa

Medine’nin kadınları hem güleryüzlü, hem de güzeldirler. Ancak Hifa Hatun baÅŸka güzeldir ve bambaÅŸka gülümser. Öylesine sıcakkanlı ve öylesine samimidir ki kadınlar onu canları gibi severler. OÄŸlu, abisi, erkek kardeÅŸi olanlar akraba olmaya kalkar, hatta bazıları beylerine ister.

Medine


Onu ciddi ciddi sıkıştırır, araya hatırlıları koyup, izdivaç teklif ederler.Hifa Hatun’un methi hızla yayılır ve çoook uzaklara gider. Bırakın hekimleri, tüccarları; vezirler, sultanlar sıraya girer. Ancak o NecaÅŸi gibi bir İmparatoru bile reddeder sadece ve sadece Allah’ın rızasını diler.


Ama taliplerin ardı arkası kesilmez. Kimi ayaklarına halılar serer… Kimi eÅŸiÄŸine cevahirler döker… Yüz kızıl tüylü deveyi getirip kapısına baÄŸlayanları mı sorarsınız, yoksa saray anahtarlarını önüne atanları mı? Hifa Hatun bütün bunlara dönüp bakmaz bile,


Efendimizin huzuruna çıkıp “Ey Allah’ın Resûlü” der, “bana cennete götürecek bir ÅŸeyler öğretsene.” DoÄŸrusu o, Peygamber Efendimiz’in(sallallahu aleyhi ve sellem) ‘gündüzleri oruç tut’ ya da ‘geceleri namaz kıl’ gibi bir tavsiyede bulunacağını sanır ama Server-i K âinat


Önce evlenmen lâzım” buyururlar “zira bununla dininin yarısını emniyete alırsın!” Hifa, büyük bir teslimiyetle boynunu büker ve “siz kimi münasip görürseniz ben ona razıyım” der.


Mâlum, o sıradan bir hanım deÄŸildir ve onu nikahına alacak erkeÄŸin de “özel” olması gerekir. Lâkin Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ne kimseye ümid verir, ne de kimsenin ümidini kırar.


Herzamanki gibi basit ve pratik bir çare bulur “yarın sabah mescide ilk gelenle evlen” buyururlar. Bu teklifi herkesin hoÅŸuna gider, talipler erken kalkmak için tedbirler düşünür, kendilerince hazırlık yaparlar.


Bu haberi elbette Hazret-i Suheyb de duyar ama dikkate almaz. Zira o fakir ve kimsesiz biridir. Evi yurdu yoktur ve karnını zor doyurur. Kah ağaç altlarına uzanır, kâh mescid gölgelerine kıvrılır. Uzun boyuna rağmen o kadar zayıftır ki, rüzgar sert esse ayaklarını yerden kaldırır.


Ama bakın ÅŸu iÅŸe ki o gece Allah ü teâlâ bütün sahabelere derin bir uyku verir, Hifa Hatun’un talipleri gözlerine çöken ağırlığa yenilirler.


Resulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) her zamanki gibi imsak sökerken mescide gelir ve büyük bir merakla talihli sahabeyi bekler. Nitekim mescidin eşiğinde bir gölge uzar ve Süheyb içeri girer.


Resulullah Efendimiz namazdan sonra Hifa Hatunu çağırtıp neticeyi bildirir.


Hazret-i Hifa büyük bir teslimiyetle kabul eder.


Efendimiz güzel bir hutbe okur ve nikah akidlerini yaparlar. Sonra ÅŸanslı sahabeye döner “Ey Süheyb” buyururlar, ” ÅŸimdi hanımına bir hediye al ve tut elinden evine götür.” Suheyb Radıyallahu anh ellerini çaresizlikle iki yana açar.”İyi ama” diye mırıldanır, “benim ne bir dirhem gümüşüm, ne de sığınacak evim var.


Hifa Hatun kocasının boynunu büktürmez, ona içinde on bin dirhem gümüş olan süslü bir heybe gönderir ve “filanca yerdeki köşkümüsana hediye ettim” der.


Alemlerin Efendisi çok hislenir onlara hayır dualar ederler.


Süheyb, o gün Medine sokaklarında dolanır durur, akşama doğru utana sıkıla konağa sokulur.


Kendisi için hazırlanan muhteÅŸem sofradan ya bir, ya iki hurma alır ve “Ya Hifa” der, “biliyorum sen benim için bulunmaz bir nimetsin, ben ise senin için sadece mihnetim. Ben şükretsem gerek, sen sabretsen gerek. İster misin ÅŸu geceyi taat ve ibadetle geçirelim zira Efendimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem) Cennette yüksek bir çardak vardır. Orada yalnız şükredenlerle sabredenler otururlar.” buyurdular.


Ve öyle de yaparlar. Seccadelerini gözyaşları ile ıslatır, kalplerini zikr ile aydınlatırlar.


Cebrail Aleyhisselam olup biteni Resulullah Efendimize anlatır ve onları Allahü teâlânın cenneti ve cemaliyle müjdeler.


Ertesi sabah, namazdan sonra Efendimiz Suheyb’i yanlarına oturtur “Ey Süheyb” buyururlar “geceki halini sen mi anlatırsın ben mi anlatayım?


Süheyb gözlerini kucağına indirir, zor duyulan bir sesle “Allahın Resulü en iyisini bilir” cevabını verir. Efendimiz onlara “ne mutlu size” gibilerinden bakar, “İkiniz de cennetliksiniz” buyururlar, “… ve Allahü teâlâyı göreceksiniz!” Süheyb derhal secdeye kapanır ve “Ya Rabbi!” diye yalvarır, “o ki beni maÄŸfiret ettin, günahlara bulaÅŸmadan canımı al!” Allahü teâlâ bu yanık duayı kabul eder, Suheyb, secdede kalakalır.


Mescidde bulunanlar aÄŸlamaklı olurlar. Resulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) “Size daha ÅŸaşılacak bir ÅŸey söyliyeyim mi? Åžu anda Hifa Hatun da ruhunu Hakka teslim etti” buyururlar.


Namazlarını, yüzü suyu hürmetine yaratıldığımız o yüce Server kıldırır. İkisini yanyana toprağa bırakırlar. Baş uçlarına küçük bir tahta çakar.

Birine ” şükredenlerden Suheyb ” yazarlar, öbürüne ” sabredenlerden Hifa”.

08.06

2008

Kadınların şehit olması

Kadınların şehit olması

Kadınların Cennete girmeleri, erkeklere göre daha kolaydır. Bir kadın salih kocasına itaat ederse cihad sevabı kazanır. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Müslüman bir kadın beş vakit namazını kılar, Ramazan orucunu tutar kocasına itaat edip namusunu muhafaza ederse, Cennete istediği kapıdan girer.) [İbni Hibban]

(Kadının cihadı, kocası ile iyi geçinmektir.) [Taberani]

(Koca hakkına riayet, Allah yolunda cihad etmek gibidir.)
[Taberani]

(Hamile iken, doğururken veya lohusa iken ölen Müslüman kadın şehitdir.) [Taberani]


(Müslüman kadın, hamilelikten doğuma kadar ve çocuğu memeden kesene kadar Allah yolundaki mücahid gibi olup ölürse şehit sevabı verilir.)
[Taberani]

(Müslüman kadın, hamile iken, gündüz saim, gece kaim ve Allah korkusu kendisinde galip olan bir mücahid sevabı hak eder. Onu aÄŸrı tuttuÄŸunda kendisine verilecek sevabı hiç kimse bilmez. BebeÄŸin her emiÅŸinde bir can ihya etmiÅŸ gibi sevap alır. Sütten kestiÄŸinde ise, bir melek, onu takdir ederek, “haydi bir daha” der.) [EbuÅŸÅŸeyh] Saim = oruçlu demektir, kaim = gece kalkıp namaz kılmak, ibadet etmek demektir.

(Bir kadının kocası kendisinden razı olduğu halde hamile kaldığında Allah yolunda gündüz oruç tutup gece ibadet eden bir kişinin sevabı kadar ona sevap verilir. Doğum sancısı tutunca ona verilecek sevabı ancak Allahü teâlâ bilir. Doğum yapınca çocuğun emdiği her yudum süte karşılık kendisine bir sevap yazılır. Gece çocuk onu uykusuz bırakınca Allah rızası için 70 köle azat etmiş gibi sevap kazanır. Ey Selame, bunları söylemekteki maksadımı biliyor musun? Namusunu muhafaza eden, kocasına itaat eden ve kocasından gördüğü iyilikleri inkâr etmeyen saliha hanımları kastediyorum.)
[Taberani]

Peygamber efendimiz, kendi kızına ve diğer kadınlara şehit sevabı kazanmak için ev işleri ile meşgul olmalarını emretmektedir.
(Åžir’a)

Bir kadın, kocasını güzel karşılar, güzel sözler söyleyerek hoşnutluğunu kazanmaya çalışırdı. Peygamber efendimiz aleyhisselam, kadının bu hareketinden dolayı kocasına buyurdu ki:
(Hanımına selam söyle, yarı şehit sevabına kavuştuğunu haber ver!) [Şir'a]

Erkeğini razı eden kadın için korku yoktur. İki hadis-i şerif meali şöyledir:
(Kocası razı olduğu halde ölen kadın Cennete girer.) [Tirmizi]

(Kocasına muhabbet gösteren, çocuk doğuran, öfkelendiği an veya kocası kendine kızdığı zaman, kocasını razı edinceye kadar uyumayan kadın Cennetliktir.)
[Taberani]

Riyad-un Nasıhin kitabında buyuruluyor ki:

Resulullah efendimiz, ev iÅŸlerini Hazret-i Fatıma’ya, dış iÅŸlerini Hazret-i Ali’ye vermiÅŸ, bu hususta şöyle buyurmuÅŸtur:

(Hanımının evde oturması için, işlerini gören, ihtiyaçlarını karşılayan, onu yabancı erkeklerin görmesinden koruyan, ümmet-i Muhammedin düşmana esir düşenlerini satın almış, azat etmiş gibi sevaba kavuşur.)

(Ya Fatıma, ne mutlu o kadına ki, kocası ondan razı olur. Allahü teâlânın farz kıldığını yapmaktan ve kocasına itaatten sonra kadınlar için, yün eğirmekten, iplik bükmekten üstün iş yoktur. Bir saat yün eğirmek, iplik bükmek veya dokumak, kadınlar için bir yıl ibadet etmekten daha sevaptır. Dokudukları her iplik için amel defterlerine bir şehit sevabı yazılır.) [Karı-koca Hakları bahsi]

Müslüman Kadın İffetli ve Onurludur

Müslüman Kadın İffetli ve Onurludur

Allah, “Mal ve çocuklar, dünya hayatının çekici-süsüdür; sürekli olan ’salih davranışlar’ ise, Rabbinin Katında sevap bakımından daha hayırlıdır, umut etmek bakımından da daha hayırlıdır.” (Kehf Suresi, 46) ayetiyle, insanlara çok önemli bir bilgi vermiÅŸtir: kimi insanların büyük önem verdikleri, tüm hayatlarını uÄŸruna adadıkları ve elde etmeye çalıştıkları dünyevi deÄŸerlerin hepsi geçici güzelliklerdir. Asıl deÄŸerli ve kalıcı olan ise, insanların sahip oldukları manevi deÄŸerler ve tüm bunlarda gösterdikleri sürekliliktir. Ancak bu gerçeÄŸi göz ardı eden kimi insanlar, gerçek deÄŸerin, onur ve saygınlığın; zenginlik, itibar, mal mülk sahibi olmak gibi unsurlarda olduÄŸunu sanarak, bunların peÅŸinde koÅŸabilmektedirler. Aynı ÅŸekilde çevrelerindeki insanları da bu ölçülere göre deÄŸerlendirip, onlara da, sahip oldukları bu maddi özelliklere göre saygı, sevgi ve hayranlık duyabilmektedirler.

Oysa tüm bunlar Allah’ın insanların kullanımına verdiÄŸi nimetlerdir; ancak insanları hem Allah Katında hem de dünya hayatında deÄŸerli ve üstün kılan özellikler ise çok daha farklıdır. Onur, iffet ve vakar, bunların baÅŸlıcalarındandır. Bu kavramlar, müminin takvasını ortaya koyması dolayısıyla, bir insana deÄŸer ve anlam kazandıran, gerçek anlamda saygı ve sevgi uyandıran özelliklerdir. Dünyanın en zengin, en güzel ya da en üst makamına sahip insanı olunsa dahi, bunların hiçbiri kiÅŸiye iffetli, vakarlı ve onurlu bir insanın asaletini ve üstünlüğünü kazandıramaz. Bu özelliklere sahip olan insanın doÄŸal bir heybeti ve güzelliÄŸi, doÄŸal bir ruh derinliÄŸi vardır. Allah, “Size yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin kusurlarınızı örteriz ve sizi ‘onurlu-üstün’ bir makama sokarız.” (Nisa Suresi, 31) ayetiyle, onuru, Kuran ahlakını yaÅŸamada samimi bir çaba gösteren, Kendisi’nden gereÄŸi gibi korkup sakınan kimselere vereceÄŸini bildirmiÅŸtir. Bir baÅŸka ayette ise Allah, gerçek onuru Kuran ahlakını yaÅŸayan insanlara vereceÄŸini şöyle bildirmiÅŸtir:

Gerçek ÅŸu ki, sadaka veren erkekler ile sadaka veren kadınlar ve Allah’a güzel bir borç verenler; onlar için kat kat artırılır ve ‘kerim (üstün ve onurlu)’ olan ecir de onlarındır. (Hadid Suresi, 18)

Gerçek onur, insanın sahip olduÄŸu Allah korkusu ve ahiret inancı nedeniyle, küçük insanlarla küçülmemesini, basit davranışlara, küçük çıkarlar elde etmek için küçük sahtekarlıklara, yalana, ikiyüzlülüğe tenezzül etmemesidir. İnsanların cahilce tavırlarına olgun davranışlarla ve güzel ahlakla karşılık vermesidir. Mümin kadın da Allah’a olan derin imanı ve korkusu nedeniyle, onurlu ve vakarlı bir kiÅŸilik sergiler. Kuran ahlakına uygun bir tavır sergilemenin insanı daima üstün konuma getireceÄŸini bilerek, Allah’ın beÄŸendiÄŸi tevazulu ve teslimiyetli ahlakından hiçbir zaman taviz vermez.

Allah Kuran’ın pek çok ayetiyle iffetin önemine ve kadına kazandırdığı deÄŸere de dikkat çekmiÅŸtir. Allah, tüm alemlerin kadınlarına Hz. Meryem’in ahlakını ve iffetini örnek verdiÄŸini bildirerek, bu özelliÄŸin insana kazandırdığı üstünlüğü hatırlatmıştır:

Hani melekler: “Meryem, şüphesiz Allah seni seçti, seni arındırdı ve alemlerin kadınlarına üstün kıldı,” demiÅŸti. (Al-i İmran Suresi, 42)

Allah Kuran’ın diÄŸer ayetlerinde ise iffetin mümin kadının önemli bir belirleyici özelliÄŸi olduÄŸunu şöyle hatırlatmaktadır:

İçinizden özgür mümin kadınları nikahlamaya güç yetiremeyenler, o zaman saÄŸ ellerinizin malik olduÄŸu inanmış cariyelerinizden (alsın.) Allah sizin imanınızı en iyi bilendir. Öyleyse onları, fuhuÅŸta bulunmayan, iffetli ve gizlice dostlar edinmemiÅŸler olarak velilerinin izniyle nikahlayın… (Nisa Suresi, 25)

… Mü’minlerden özgür ve iffetli kadınlar ile sizden önce (kendilerine) kitap verilenlerden özgür ve iffetli kadınlar da, namuslu, fuhuÅŸta bulunmayan ve gizlice dostlar edinmemiÅŸler olarak -onlara ücretlerini (mehirlerini) ödediÄŸiniz takdirde- size (helal kılındı.) Kim imanı tanımayıp küfre saparsa, elbette onun yaptığı boÅŸa çıkmıştır. O ahirette hüsrana uÄŸrayanlardandır. (Maide Suresi, 5)

Bir baÅŸka ayette ise Allah, iffetin önemini “… onların (özgür ve iffetli) tanınması ve eziyet görmemeleri için en uygun olan budur…” (Ahzab Suresi, 59) ifadesiyle bildirmiÅŸtir. İffet bir kadına saygınlık ve onur kazandırmakta ve onun toplum içerisinde eziyet görmesini engellemektedir.

Mümin kadınlar, Allah’ın Kuran’da bildirdiÄŸi tüm sınırlara en güzel ÅŸekilde uyarak onur, vakar ve saygınlık kazanmış olurlar. Böyle bir insanın tüm tavırlarından, konuÅŸmalarından, hareketlerinden, yüzündeki ifadeden, bakışlarından, gülüşünden ne kadar iffetli ve vakarlı bir kimse olduÄŸunu anlayabilmek mümkündür. İffetli bir kadının doÄŸal bir asaleti, insani bir heybeti ve güvenilir bir kiÅŸiliÄŸi vardır. Nitekim Allah yukarıdaki ayette de, müminlerin bu özellikleriyle ‘tanındıklarına’ dikkat çekmiÅŸtir. Kuran’ın bir baÅŸka ayetinde ise “… Belirtileri, secde izinden yüzlerindedir…” (Fetih Suresi, 29) ifadesiyle, Allah müminlerin yüzlerinden tanındıklarına dikkat çekmiÅŸtir.

(www.kurandakadin.com)

Müslüman Kadın Boş Sözlerden ve Boş İşlerden Sakınır

Allah Kuran’ın bir ayetinde iman edenleri “Onlar, ‘tümüyle boÅŸ’ ÅŸeylerden yüz çevirenlerdir.” (Müminun Suresi, 3) sözleriyle tanımlamıştır. ‘BoÅŸ iÅŸlerden ve boÅŸ sözlerden yüz çevirmek’ önemli bir mümin özelliÄŸidir. Bir baÅŸka ayette ise Allah, “Ki onlar, yalan ÅŸahidlikte bulunmayanlar, boÅŸ ve yararsız sözle karşılaÅŸtıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir.” (Furkan Suresi, 72) sözleriyle, müminlerin böyle bir tavır ile karşılaÅŸtıklarında onur ve asaletlerinden ödün vermediklerine ve bu ahlakı yaÅŸayan insanlara uyum saÄŸlamadıklarına dikkat çekmiÅŸtir.

Boş sözlere dalmak ya da boş işlerle oyalanmak, cahiliye toplumlarındaki kadın karakterinde sıkça görülebilen tavırlardır. Önceki başlıklar altında da değinildiği gibi, kendilerine büyük idealler edinmedikleri takdirde, bu ahlakın hakim olduğu kadın karakterinde önemli olan belli başlı konular vardır. Bunlar arasında kendilerine, ailelerine ya da çevrelerine fayda sağlayanları olduğu gibi, tamamen kendilerini oyalamak için edindikleri birtakım alışkanlıklar da yer almaktadır. Bunlardan en bilinenleri; haftanın belirli günlerinde yapılan arkadaş toplantılarında vakit harcamak, tüm günü hiçbir fayda sağlamayan programlar izleyerek televizyon karşısında geçirmek, saatler süren telefon konuşmalarında ya da ev sohbetlerinde küçük büyük her konudan şikayet edip yakınmak, dedikodu yapmak, insanların kusurlarını dile getirmek gibi tavırlardır. Tüm bunların ortak özelliği ise, genellikle ne kendilerine ne de başkalarına hiçbir fayda sağlamayacak, alışkanlıklar oluşudur.

Allah Kuran’ın “Onların kalpleri tutkuyla oyalanmadadır…” (Enbiya Suresi, 3) ayetiyle, Allah’a iman etmeyen insanların bu özelliklerine dikkat çekmiÅŸ ve bu kimselerin kalplerinin dünya hayatına dair iÅŸlere karşı tutku dolu bir oyalanma içerisinde olduÄŸunu bildirmiÅŸtir.

Müslüman kadın ise, cahiliye ahlakının kadın karakterine ait tüm bu özelliklerden uzak bir kiÅŸilik sergiler. Allah’ın insan için dünya hayatında çok kısıtlı bir ömür süresi belirlediÄŸini ve zamanın hızla tükendiÄŸini bilmektedir. İnsanların ahiret hayatında Allah’ın sonsuz cennetini, rahmetini ve rızasını kazanabilmek için ellerindeki tek imkan ise dünya hayatındaki bu ömür süreleridir. Bu nedenle Müslümanlar yaÅŸadıkları her anın kendileri için çok kıymetli olduÄŸunu bilerek hareket ederler. Tek bir anlarını bile boÅŸ bir iÅŸle oyalanarak, boÅŸ sözlere dalarak geçirmelerinin büyük bir kayıp olacağının ve bunun, ahirette insanın büyük bir piÅŸmanlık duymasına neden olabileceÄŸinin farkındadırlar. Her anlarını bu dikkat açıklığı ile geçirir ve daima Allah’ın rızasını kazanabileceklerini umdukları iÅŸlere yönelirler. Allah’ın “Bunlar, Allah’a ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır.” (Al-i İmran Suresi, 114) ayetiyle bildirdiÄŸi gibi, yaÅŸadıkları her anı Allah’ın rızasını kazanabilmek için ‘hayırlarda yarışarak’ geçirirler.


(www.kurandakadin.com)

Müslüman Kadın Cesurdur

Müslüman Kadın Cesurdur

Cahiliye toplumunda erkeklerin de sık sık dile getirdikleri, kadınlar hakkındaki genel tespitlerden biri, zorluklar karşısında gereken sabrı ve olgunluğu gösteremedikleri yönündedir. Kadınların bu tür durumlarda olayları daha da zorlaştırdıkları, karşılarındaki insanlara yük olan bir tavır içerisine girdikleri düşünülür. Gerçekten de kimi kadınların tehlike ya da zorluklarla karşılaştıklarında heyecana kapılıp beceriksizleşmeleri, tedbirsizce tavırlar sergileyebilmeleri, olayları daha da tırmandırıp çevrelerindeki insanları da telaşa kaptırabilmeleri söz konusu olabilmektedir. Erkekler ciddi boyutlarda tehlike içeren olaylarla karşılaştıklarında dahi, çoğunlukla soğukkanlılıklarını koruyup, olaylara gözüpek ve cesur bir tavırla yaklaşabilirlerken, kimi cahiliye kadınları sıradan günlük olaylar karşısında dahi paniğe ve korkuya kapılabilmektedirler. Bu panik ve korku ile, olayları daha da içinden çıkılmaz hale getirip, içerisinde bulundukları durumu çok daha zorlaştırabilirler. Bu nedenle bu tür durumlarda çoğu zaman erkekler, bir yandan karşılaştıkları zorluklara çözüm getirmeye çalışırken, bir yandan da yanlarındaki kadınların bu olumsuz tavırlarını yatıştırmakla uğraşmak zorunda kalırlar.

Müslüman kadınlar için ise böyle bir durum söz konusu deÄŸildir. Allah’a karşı olan sevgileri, güvenleri, baÄŸlılıkları ve teslimiyetleri onlara güçlü bir cesaret, gözükara ve yiÄŸit bir karakter kazandırır. Allah’ın insanları zorluklarla deneyeceÄŸini; bunlar karşısında cesaret ve teslimiyetle Allah’a baÄŸlılıkta kararlılık gösterenleri ise rahmetine kavuÅŸturacağını bilirler. Bu da onları daha kararlı ve ÅŸevkli kılar. Allah Kuran’da iman sahiplerinin bu özelliklerini şöyle bildirmiÅŸtir:

Nice peygamberle birlikte birçok Rabbani (bilgin)ler savaşa girdiler de, Allah yolunda kendilerine isabet eden (güçlük ve mihnet)den dolayı ne gevşeklik gösterdiler, ne boyun eğdiler. Allah, sabredenleri sever. (Al-i İmran Suresi, 146)

Onlara bir musibet isabet ettiÄŸinde, derler ki: “Biz Allah’a ait (kullar)ız ve şüphesiz O’na dönücüleriz.” (Bakara Suresi, 156)

Onlar, kendilerine insanlar: “Size karşı insanlar topla(n)dılar, artık onlardan korkun” dedikleri halde imanları artanlar ve: “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir” diyenlerdir. (Al-i İmran Suresi, 173)

Müslüman kadının bu cesareti, dünya hayatına dair hiçbir kaygı yaÅŸamıyor olmasından kaynaklanır. Allah’a olan derin teslimiyeti ve güveni, mal ya da can kaygısına kapılmasını engeller. İnsanı Allah yaratmıştır ve hayatına son verecek olan da yine ancak O’dur. Aynı ÅŸekilde dünya hayatında sahip olduÄŸu maddi manevi tüm nimetleri; saÄŸlığını, gençliÄŸini, malını, mülkünü herÅŸeyini kendisine veren Allah’tır. Bunları alacak olan yine ancak Allah’tır. Mümin kadın, Allah’ın herÅŸeyi hayır ve hikmet üzerine yarattığını bildiÄŸi için, bunlardan herhangi birine zarar geldiÄŸinde de, bunun Allah’tan bir güzellik ve bir hayır olarak kendisine ulaÅŸacağını bilmenin rahatlığını yaÅŸar. Bundan dolayı, bir tehlike, zorluk ya da risk durumu ile karşı karşıya kaldığında asla yılgınlığa kapılmaz.

Bunun yanı sıra Müslüman kadının cesareti onun Allah’ın sınırlarını koruma konusundaki kararlılığından da anlaşılır. Åžartlar ne olursa olsun, Kuran ahlakından kesinlikle taviz vermez. Allah’tan baÅŸka hiçbir ÅŸeyden ve hiç kimseden korkmaz; Allah’ın rızasına en uygun davranışı sergilemekte hiç tereddüt etmeden büyük bir kararlılık gösterir. Allah iman edenlerin bu özelliklerini Kuran’da şöyle bildirmiÅŸtir:


Ki onlar, Allah’ın risaletini tebliÄŸ edenler, O’ndan içleri titreyerek-korkanlar ve Allah’ın dışında hiç kimseden korkmayanlardır. Hesap görücü olarak Allah yeter. (Ahzap Suresi, 39)


(www.kurandakadin.com)