Kuran Tv

FORUMDA SON KONULAR

Rahman ve Rahim olan Allah'in adiyla

Ibadet, yeri olarak yeryüzünde yapilan ilk bina Mekkedeki Kâbe olup, pek feyizlidir, insanlar için hidâyet rehberidir.

[Al-i Imran Suresi,96]

SON YAZILAR

Bir azm, eÄŸer iman dolu bir kalbe girerse,[1]

Bir azm, eÄŸer iman dolu bir kalbe girerse,

İnsan da, o imandaki son… YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Çiğdem'im]
Cevaplar : ilk siz olun
3 kez okundu

SON YAZILAR

Allah Derim[2]
Ekleyen : [Islamgülü]
Cevaplar : 2 tane
9 kez okundu

SON YAZILAR

Filistinli Çocuğun Vasiyeti[3]

Bu vasiyeti yazmak nerden aklıma geldi bilmiyorum. Muhammed Dürre’nin okul yolunda terör devleti… YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Islamgülü]
Cevaplar : 3 tane
14 kez okundu

SON YAZILAR

ÜLKEMİZİN İFTİHARLARI[4]

Türk doktor, Almanların keseceği bacağı kurtardı

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji… YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Tevafuk]
Cevaplar : 3 tane
14 kez okundu

SON YAZILAR

EVLİLİĞE NE KADAR HAZIRSINIZ SINAYIN[5]

Evlenecek gençlerin evlilik hayatlarında mutlu olmaları için şu noktalara dikkat etmeleri gerekir: YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Tevafuk]
Cevaplar : 4 tane
16 kez okundu

SON YAZILAR

Hangi hayatı örnek alıyoruz?[6]

Hangi hayatı örnek alıyoruz?
Hayatımıza şöyle bir bakınca şükür duygusu mu duyuyoruz, yoksa ÅŸekva… YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Çiğdem'im]
Cevaplar : ilk siz olun
2 kez okundu

SON YAZILAR

Hapşırma, kalp için faydalı[7]

Hapşırma, kalp için faydalı
Hapşırmanın üst ve alt solunum yollarının en önemli savunma mekanizmalarından… YAZININ DEVAMI

Ekleyen : [Çiğdem'im]
Cevaplar : ilk siz olun
3 kez okundu


‘Edebi Metinler’ konulu


11.23

2008

Üzüntünün İlacı, Mutluluğun Mayası: Sevgİ


Sevgi söz değil özdür
Sevgi kağıda yazılmaz,
KALBE KAZINIR.


Sevgi, ya var, ya da yoktur.
Biraz var, biraz yok olmaz.
Sevginin tam tarifi yapılamaz.
Çünkü sevgi sadece akılla kavranmaz. Çünkü sevgi, kalpten kavranan ve yaşanan bir güzelliktir. Bu sebeple de, kalpsizlerin, merhametsizlerin ve maddecilerin sevgiden söz etmeye hakları yoktur.


Hem dünyanın peşinde olacaksın, maddi kazançların ince hesapların içinde kaybolacaksın, hem de sevgiyi yaşayacaksın, olur mu?


Böyle biri ancak sevginin sözünü edebilir, özünü ne bilir, ne de bildirebilir…
İşte bu yüzden çağımız, sevginin çok yazıldığı, çok söylendiği bir zaman dilimi haline gelmiştir .. Zira, yaşayan azaldıkça, sözünü eden çoğalmaktadır.


Sevgi anlatılamaz, yaÅŸanır. Sevgiyi yaÅŸayamayanlar hep anlatıyorlar, sürekli ondan söz ediyorlar. Bu ya bir sahteciliktir, ya da yaÅŸayamadığına hasretlenmek, hatta hasetlenmek…


Bu durumda ortaya çıkan sevginin sömürülmesi, içinin boşaltılmasıdır.
Söylenen ve yazılan, yürekten taşan ve içte taşınamayandır.
Böyle olduÄŸu içindir ki, Akif merhum bile, “Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizarım” diye dertlenir.
Sevgiyi asıl söyleyen, bedenin bütünüdür. Çünkü insanın içini gerçek anlamda sevgi donatırsa, bütün vücut ruhun dili olur. Sevgiyi yaÅŸayan aldığı nefes, attığı adım sevgi olur. Sevgi ayrı ve özel bir eylem olarak görünmez sevende… Çünkü onun her iÅŸi, her sözü, her özelliÄŸi sevgiden ibarettir.


Sevgi insanı, ekmeksiz, susuz, hatta havasız yaşar ama, sevgisizliğe dayanamaz. Onun ekmeği, suyu, havası sevgidir.
Böyle olunabilir mi diye düşünen, böyle olamaz. Sevgi pazarlıkla var olamaz. Sevgi, çıkar hesaplarıyla, verme alma planlarıyla yaşamaz.


Çünkü sevgi, fedakarlıktır.
Sevgi, sevdiğinde fani olmaktır.
Sevgi, sevdiÄŸinin, “Hadi! DediÄŸinde, “nereye?” diye sormamaktır.


Böylece sevmeyen ve böylesine sevilecek olanı bulmayan, sevginin uzağındadır.
Öyleyse, en çok sevilmesi gereken, bu muhteşem duyguyu yoktan yaratıp yüreklerimize hediye edendir. En çok sevgi, sevmeyi bize öğretene olmazsa, sevgiye saygısızlık yapılmış olmaz mı?


En çok Allah’ı sevmemek, sevginin öz kaynağından koparılmasıdır.
Kaynağından koparılan sevgi, sevgi olmaktan çıkıyor. Her şeyin sahtesi kötüdür, çirkindir, çekilemez ama, sevginin sahtesi, ne yenir, nede yutulur. Sevginin sahtesi hiçbir şeye benzemez. Çünkü sevgi samimiyetle mayalanmadan kendisi olamaz, varlığını bulamaz, özelliklerini kazanamaz.
Böylesine bir yokluktan bir sevgi edebiyatı çıkıyor. Tumturaklı sözlerle sevgi anlatılıyor. Ne ki çok anlatıyorsun, o az yaÅŸanıyor demektir. Hani bir Allah Dostu’nun ÅŸu sözünde olduÄŸu gibi:
“-Ben, Allah’ı hatırlamaktan utanırım. Çünkü, her hatırlama bir unutmadan sonradır.”
Ne ki, anma günlerinin konusudur, demek ki unutulmaya yüz tutmuştur. Bizim sevgi geleneğimizde, sevginin sözü çok edilmez. Çünkü, 24 Saat yaşanan bir güzellik, dillerde dolaşmaya muhtaç değildir.


Sevgi bakıştır.
Sevgi, selamdadır.
Sevgi, tebessümdedir.
Sevgi, hatır soruştadır.
Sevgi, yardım ediştedir.
Sevgi, bazan bir geçmiş olsunda, bazan da bir teselli tavsiyesindedir.
Sevgi, piÅŸirilen yemektedir.
Sevgi, “HoÅŸgeldin” de, “Güle Güle” de, “Allaha ısmarladık” tadır.
Yürekte gerçek sevgi gerçekten varsa, herşey sevgidir.


Görünüşe, etkisi, hissi ne olursa olsun herÅŸey sevgi olur. Ve seven sevdiÄŸine, “Senden gelen başım gözüm üstüne” der.
Sevgi,kal deÄŸil,hal iÅŸidir.
Sevgi,ruhun dilidir. O konuşmaya başladı mı,öteki diller susar. Konuşsalar da ,sesler,sözleri duyulmaz olur.


Sevginin olduğu yerde, atmosfer sevgiden ibaret hale gelir. Kurt ve kuş sevgiden başkasını bilmez olur.
Sevgi,intisap sırrıdır.
Ait olduğu kaynağı keşfettiğinde,kanatlanır,kanatlandırır.
Kabına sığmaz olur. Dolar taşar,gizlenemez bir muhabbet coşkunluğu ile çevresini kuşatır.
İnsanlığı sevmek, insan olmanın gereğidir.
İnsanlığı bize bağışlayan ve bilinçli sevmeyi öğreten Rabbimize ne kadar şükretsek azdır.
Çevremizde varlığını hissettiÄŸimiz her ÅŸey, O’ndan eserdir diye seviyoruz. Ve yarattığı her ÅŸeyle dostluk kuruyoruz, kardeÅŸ oluyoruz…Canlı cansız bütün varlık dünyasıyla birleÅŸip bütünleÅŸiyoruz.
Birlik dünyası, dirlik dünyasıdır.Yaratıcının birliÄŸi etrafında bir ve beraber olmuÅŸ varlığı tutan, dengeleyen, düzenleyen “sevgi”dir…
İşte bu sevgiyi yaşamak, insanı mutlu, huzurlu ve iştiyaklı kılıyor. Yaşama sevinci bu sevgiyle kalplere doluşuyor.
Bu sevgi, üzüntünün ilacı ve mutluluğun mayasıdır.

Vehbi VakkasoÄŸlu
10.27

2008

TAKSİCİNİN ÖMRÜNDE YAPTIĞI EN İYİ ŞEY

Yirmi yıl önce geçimimi taksicilik yaparak kazanıyordum. Bir keresinde,saat sabaha karşı 02.30′da bir yolcu aldım; adrese vardığımda, giriÅŸ katındaki bir pencerede görülen tek ışığın dışında bütün bina kapkaranlıktı.

Bu şartlar altında, çoğu taksi şoförü bir iki sefer korna çalar, bir dakika bekler, sonra çeker giderdi. Fakat ben, taşıma aracı olarak yalnızca taksiye bağlı pek çok fakir insanla karşılaşmıştım.

EÄŸer etrafta tehlike kokusu yoksa, her zaman kapıya giderdim. Bu yolcu belki de benim yardımıma ihtiyaç duyacak biridir, diye düşünürdüm kendi kendime. Onun için kapıya gittim ve çaldım, “Bir dakika”, diye yanıt verdi zayıf,yaÅŸlıca bir ses.

Yerde birÅŸeyin sürükleyerek çekildiÄŸini d uyabiliyordum. Uzun bir aradan sonra, kapı açıldı. Önümde 80′li yaÅŸlarında, ufak tefek bir hanım duruyordu. Sanki 1940′ların filmlerinden çıkmışçasına, emprime bir elbise giymiÅŸti ve başına da ön tarafına tül tutturulmuÅŸ yuvarlak bir ÅŸapka takmıştı. Yanında küçük, plastikten bir valiz vardı. Daire sanki içinde yıllardır hiç yaÅŸanmamış gibi bir görünüme sahipti. Bütün eÅŸyalar çarÅŸaflarla örtülüydü.

Duvarlarda saat, süs eşyası ya da tezgahın üzerinde kap-kaçak yoktu. Köşede, içi fotoğraf ve cam bardaklarla doldurulmuş bir karton kutu duruyordu.

“Çantamı arabaya kadar taşır mıydınız?” dedi. Valizi arabaya götürdüm, sonra kadına yardım etmek üzere döndüm. Koluma girdi ve yavaşça arabaya yürüdük. Nezaketimden ötürü teÅŸekkür edip duruyordu.

“Bir ÅŸey deÄŸil”, dedim ona.


“Ben yalnızca anneme nasıl davranılmasını istiyorsam yolcularıma o ÅŸekilde davranmaya gayret ediyorum.”

“Ah, ne kadar iyi bir çocuksun sen,” dedi. Arabaya bindiÄŸimizde, bana adresi verdi, sonra,

“Åžehrin içinden gitmemiz mümkün mü?” diye sordu.

“Orası kestirme deÄŸil,” diye cevap verdim hemen.

“Benim için fark etmez,” dedi. “Acelem yok. Güçsüzler yurduna gidiyorum.”

Dikiz aynasından baktım. Gözleri parlıyordu. “Ailemden kimse kalmadı,” diye sözünü sürdürdü. “Doktor çok fazla zamanım kalmadığını söylüyor.”
Yavaşça uzanıp taksimetreyi kapattım.”Hangi yoldan gitmemi arzu edersiniz?” diye sordum.

Ondan sonraki iki saat boyunca şehirde dolaştık. Bana bir zamanlar, asansör işletmeni olarak çalıştığı binayı gösterdi. Yeni evlendiklerinde kocasıyla birlikte oturdukları mahallede gezindik. Arabayı, genç kızlığında dansa gittiği bir zamanlar balo salonu olan mobilya ambarının önünde durdurmamı istedi.

Arada bir belirli bir binanın veya bir köşenin önünden geçerken yavaşlamamı rica edip, gözlerini karanlığa içine dikerek, hiç bir şey söylemeden öylece oturup baktı.

GüneÅŸin ilk ışıkları ufukta belirmeye baÅŸlamıştı ki, birden “Yoruldum. Gidelim artık,” dedi. Sessizlik içinde bana vermiÅŸ olduÄŸu adrese gittik. Sütunlu giriÅŸi olan alçak bir binaydı, hastaların iyileÅŸmek için gittiÄŸi saÄŸlık evlerine benziyordu.

Araba durur durmaz, iki hademe çıkarak yanımıza geldi. Merak ve dikkatle kadının her hareketini izliyorlardı. Onu bekliyor olmalıydılar. Bagajı açarak küçük valizini kapıya götürdüm. Kadın tekerlikli iskemleye oturtulmuştu bile.

“Borcum ne kadar?” diye sordu, çantasına uzanarak.

“Borcunuz yok,” dedim.

“Geçiminizi saÄŸlamanız gerek,” diye cevap verdi.

“BaÅŸka yolcular var,” dedim. Neredeyse hiç düşünmeden eÄŸildim ve onu kucakladım. Bana sımsıkı sarıldı.

“YaÅŸlı bir kadına küçük bir mutluluk yaÅŸattınız,” dedi. “TeÅŸekkür ederim.”

Elini sıktım, sonra loş sabah ışıklarının içine yürüdüm. Arkamda bir kapı kapandı. Bir hayatın kapanış sesiydi bu. O vardiyamda artık hiç müşteri almadım. Amaçsızca, düşüncelerimde kaybolmuş dolaştım. Günün geri kalan kısmında hemen hiç konuşamadım.

Ya o kadıncağız öfkeli bir şoföre ya da vardiyasını bitirmek için acele eden bir şoföre rast gelseydi?

Ya ben yolculuğu reddetseydim veya bir kere korna çalıp sonra da çekip gitseydim?

Hayatımızın önemli anların etrafında geliştiğini düşünmeye şartlanmışızdır.

Fakat önemli anlar bizi genellikle habersiz yakalar başkalarının önemsiz sayabileceği bir biçimde güzelce paketlenmiş olarak.

İNSANLAR NE YAPTIĞINIZI VEYA NE SÖYLEDİĞİNİZİ TAM OLARAK
HATIRLAMAYABİLİRLER, FAKAT KENDİLERİNİ NASIL HİSSETTİRDİĞİNİZİ DAİMA HATIRLARLAR.

Şöyle bir yeniden gözden geçirdiğimde, aklıma hayatımda bundan daha önemli yaptığım bir şey gelmedi.

Kent Nerburn