2008
Üzüntünün İlacı, Mutluluğun Mayası: Sevgİ

Sevgi kağıda yazılmaz,
KALBE KAZINIR.
Biraz var, biraz yok olmaz.
Sevginin tam tarifi yapılamaz.
Çünkü sevgi sadece akılla kavranmaz. Çünkü sevgi, kalpten kavranan ve yaşanan bir güzelliktir. Bu sebeple de, kalpsizlerin, merhametsizlerin ve maddecilerin sevgiden söz etmeye hakları yoktur.
İşte bu yüzden çağımız, sevginin çok yazıldığı, çok söylendiği bir zaman dilimi haline gelmiştir .. Zira, yaşayan azaldıkça, sözünü eden çoğalmaktadır.
Söylenen ve yazılan, yürekten taşan ve içte taşınamayandır.
Böyle olduÄŸu içindir ki, Akif merhum bile, “Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizarım” diye dertlenir.
Sevgiyi asıl söyleyen, bedenin bütünüdür. Çünkü insanın içini gerçek anlamda sevgi donatırsa, bütün vücut ruhun dili olur. Sevgiyi yaÅŸayan aldığı nefes, attığı adım sevgi olur. Sevgi ayrı ve özel bir eylem olarak görünmez sevende… Çünkü onun her iÅŸi, her sözü, her özelliÄŸi sevgiden ibarettir.
Böyle olunabilir mi diye düşünen, böyle olamaz. Sevgi pazarlıkla var olamaz. Sevgi, çıkar hesaplarıyla, verme alma planlarıyla yaşamaz.
Sevgi, sevdiğinde fani olmaktır.
Sevgi, sevdiÄŸinin, “Hadi! DediÄŸinde, “nereye?” diye sormamaktır.
Öyleyse, en çok sevilmesi gereken, bu muhteşem duyguyu yoktan yaratıp yüreklerimize hediye edendir. En çok sevgi, sevmeyi bize öğretene olmazsa, sevgiye saygısızlık yapılmış olmaz mı?
Kaynağından koparılan sevgi, sevgi olmaktan çıkıyor. Her şeyin sahtesi kötüdür, çirkindir, çekilemez ama, sevginin sahtesi, ne yenir, nede yutulur. Sevginin sahtesi hiçbir şeye benzemez. Çünkü sevgi samimiyetle mayalanmadan kendisi olamaz, varlığını bulamaz, özelliklerini kazanamaz.
Böylesine bir yokluktan bir sevgi edebiyatı çıkıyor. Tumturaklı sözlerle sevgi anlatılıyor. Ne ki çok anlatıyorsun, o az yaÅŸanıyor demektir. Hani bir Allah Dostu’nun ÅŸu sözünde olduÄŸu gibi:
“-Ben, Allah’ı hatırlamaktan utanırım. Çünkü, her hatırlama bir unutmadan sonradır.”
Ne ki, anma günlerinin konusudur, demek ki unutulmaya yüz tutmuştur. Bizim sevgi geleneğimizde, sevginin sözü çok edilmez. Çünkü, 24 Saat yaşanan bir güzellik, dillerde dolaşmaya muhtaç değildir.
Sevgi, selamdadır.
Sevgi, tebessümdedir.
Sevgi, hatır soruştadır.
Sevgi, yardım ediştedir.
Sevgi, bazan bir geçmiş olsunda, bazan da bir teselli tavsiyesindedir.
Sevgi, piÅŸirilen yemektedir.
Sevgi, “HoÅŸgeldin” de, “Güle Güle” de, “Allaha ısmarladık” tadır.
Yürekte gerçek sevgi gerçekten varsa, herşey sevgidir.
Sevgi,kal deÄŸil,hal iÅŸidir.
Sevgi,ruhun dilidir. O konuşmaya başladı mı,öteki diller susar. Konuşsalar da ,sesler,sözleri duyulmaz olur.
Sevgi,intisap sırrıdır.
Ait olduğu kaynağı keşfettiğinde,kanatlanır,kanatlandırır.
Kabına sığmaz olur. Dolar taşar,gizlenemez bir muhabbet coşkunluğu ile çevresini kuşatır.
İnsanlığı sevmek, insan olmanın gereğidir.
İnsanlığı bize bağışlayan ve bilinçli sevmeyi öğreten Rabbimize ne kadar şükretsek azdır.
Çevremizde varlığını hissettiÄŸimiz her ÅŸey, O’ndan eserdir diye seviyoruz. Ve yarattığı her ÅŸeyle dostluk kuruyoruz, kardeÅŸ oluyoruz…Canlı cansız bütün varlık dünyasıyla birleÅŸip bütünleÅŸiyoruz.
Birlik dünyası, dirlik dünyasıdır.Yaratıcının birliÄŸi etrafında bir ve beraber olmuÅŸ varlığı tutan, dengeleyen, düzenleyen “sevgi”dir…
İşte bu sevgiyi yaşamak, insanı mutlu, huzurlu ve iştiyaklı kılıyor. Yaşama sevinci bu sevgiyle kalplere doluşuyor.
Bu sevgi, üzüntünün ilacı ve mutluluğun mayasıdır.





[
3 kez okundu






