23 Aralık 2008 Salı Miladi yeni yılın baÅŸlangıcına sayılı günler kaldı. Her yılbaşında olduÄŸu gibi bu sene de Müslümanlar 31 Aralık’ı 1 Ocak’a baÄŸlayan gece için ÅŸimdiden hazırlıklarına baÅŸlamışlardır. Geceyi güzel geçirmek adına her ÅŸey önceden planlanır, eÄŸlence (!) yerlerinde yer ayırtılır, hediyeler alınır, çocuklara bakıcılar ayarlanır. Maddi imkânları olmayan insanlarda gece için yiyecek ve içecek bir ÅŸeyler alıp geceyi evde geçirirler. O gece her ÅŸey güzel geçmelidir. Beklenen gece geldiÄŸinde eÄŸlenceler baÅŸlar. Kadın erkeklerin karışık olduÄŸu ortamlarda dans edilir, içkiler içilir ve yeni yıla dakikalar kala baÄŸrışmalar duyulur. Kadınlar erkekleri zinaya teÅŸvik edecek ÅŸekilde giyinir ve kocası gecenin hatırına bu duruma ses çıkartmaz. İnsanlar adeta haram iÅŸlemek üzere birbirleriyle yarışırlar. Bütün bu yaÅŸananlar bizlere cahiliye dönemini hatırlatmaktadır.
Kafirlerin akideleri gereÄŸi bu geceyi kutlamaları ve hayvanların seviyesine inecek ÅŸekilde eÄŸlenmeleri gayet doÄŸaldır. Ama iÅŸin üzücü yanı Müslümanların da bu geceyi kutlamalarıdır ve kafirler gibi hayvanların seviyesine inmeleridir. Aslına bakılırsa, Müslümanlar tam olarak neyi kutladıklarının bilincinde olmadıkları gibi yılbaşı kutlamalarını eski yılın sona erip, yeni yıla geçildiÄŸi 31 Aralık-1 Ocak gecesi yapılan eÄŸlence ve faaliyetler olarak bilir. Ancak durum düşünüldüğü gibi deÄŸildir, aksine yılbaşı eÄŸlenceleri ilk bakışta yeni yıla giriÅŸin kutlamaları gibi görünmesiyle birlikte Hıristiyan batılıların Noel bayramıdır. O halde Müslümanların neyi kutladıklarının bilincine ulaÅŸması için yılbaşı gecelerinde neyin kutlaması yapıldığı ve Åžer’an hükmünün ne olduÄŸuna deÄŸinmekte yarar var.
Meselenin hükmünü açıklamadan önce ne olduÄŸuna deÄŸinmek gerekir. Yılbaşı (25-31 Aralık), tarih baÅŸlangıcı olarak Müslümanlara ait deÄŸildir, Nasranîlere yani Hıristiyanlara aittir. Ve bu onların dini bayramıdır. Hz. Meryem’in oÄŸlu İsa (a.s.)’ın doÄŸum günü ve yeni yıl olarak inandıkları bu günlerde kafirler çılgınca ve oldukça sapık kutlamalar yaparlar. Bütün sokaklar ve evler ışıklarla, sözde Hz. İsa’nın heykelleriyle süslenir, kiliselerde özel partiler düzenlenir ve hediyeleÅŸip, dini ÅŸarkılar söylenir. Aslında kış dönümünü kutlama âdeti çeÅŸitli Asya ve Avrupa putperest (pagan) topluluklarında vardı. Tarihî kayıtlara uygun olmadığı halde Hz. İsa’nın doÄŸduÄŸu gün kilise tarafından 25 Aralık’a çekildi, eskiden beri yapılmakta olan kutlamaların Hıristiyanlığa dahil edilmesi hedeflendi. Ancak zaman içinde bu kutlamaya katılan diÄŸer kiliseler aynı tarihte birleÅŸmedi ve farklı tarihleri benimsediler. Yılbaşında yapılan Noel Yortusuna (Hıristiyanlığa mahsus bir ayine) adı karıştırılan Noel Baba (Aziz Nichola, Santa Claus) aslında; tarihî bir ÅŸahıs olarak bir Hıristiyan azizi (ermiÅŸi, velîsi)’dir. Zaman içinde bu azizin tarihi kimliÄŸi deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ, kendisiyle ilgili birçok efsane uydurulmuÅŸ ve ilk defa 17. asırda Almanya’da Noel Yortusuna karıştırılmış, daha sonra bu uygulama Hıristiyan dünyasına yayılmıştır.
Hz. ÃŽsa’nın doÄŸum tarihine uygun olmamakla beraber onun doÄŸumu bu tarihin baÅŸlangıcı olarak kabul edilmiÅŸ; bundan öncesi ve sonrası için “milattan (İsa’nın doÄŸumundan) önce, ya da milattan sonra” denilmiÅŸtir.
Bizim inancımız Hz. İsa’nın Allah’u Tealanın Nebi ve Resulü olduÄŸu yönündedir. Ki Allah’u Teala Nebi veya Resulleri arasında hiç bir ayırım yapmaz. Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“…Allah’u Teâlâ’nın Peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız…” (Bakara Süresi, 136, 285)
Hıristiyanların akidelerine baktığımızda durum tam tersinedir, onlar Hz. İsa’nın (haÅŸa) Allah’u Tealanın oÄŸlu olduÄŸu hususunda sapık bir inanışları vardır. Oysa Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
“Allah, Meryem oÄŸlu Mesih’tir” diyenler şüphesiz kâfir olmuÅŸlardır.” (Maide 17)
“Allah, üçün üçüncüsüdür” diyenler şüphesiz kâfir olmuÅŸlardır.” (Maide 73)
Kökeni itibarı ile dinsel bir tören olan Noel, Yunanistan ve özellikle Hıristiyan ülkelerinde ÅŸenlikler ile kutlanırken maalesef İslam beldelerinde de durum bundan hiç farklı deÄŸil, hatta bugün büyük meydanlarda ÅŸenliklere dönüştürülüyor. Ayrıca ‘Noel baba’ yalanlarıyla çocuklar kandırıldığı gibi, bu geceyi fırsat bilen sapık insanlar fuhuÅŸ pazarlığı yapmaktadır. Devlet bu durumun farlında olmasına raÄŸmen sessiz kalmayı tercih etmektedir. Neden etmesin ki onların nezdinde vergilenmiÅŸ kazanç mübah deÄŸil mi?! Hatta bu devlet fuhuÅŸ sektörünün patroniçesi Manukyana vergi rekortmeni olduÄŸu için ödül vermedi mi?!
Müslümanların bunların akidelerinden çıkan geleneklerini veya kültürlerini taklit etmeleri “Kim bir kavme benzerse ondandır” hükmüne muhatap olmalarına sebep olur.
Ahmed ve Ebu Davud’un rivayet ettikleri hadiste Rasulullah şöyle buyuruyor:
‘‘Her kim bir kavmi (bir topluluÄŸu) taklit ederse, onlardandır.”
BaÅŸka bir hadiste:
‘‘(İnanç ve amelde) bizden baÅŸkasına benzeyenler, bizden deÄŸillerdir.” (Tirmizi)
Rasulullah’ın zamanına baktığımızda böyle bir kutlamaya rastlamak mümkün deÄŸildir. Hiç bir Resul’ün veya Nebi’nin doÄŸum günleri kutlanmamış ve böylesi rezilliklerde görülmemiÅŸtir. Bu tür sapıklıklar ve rezaletler ancak cahiliye döneminde olmuÅŸtur. Ve bugün bizler, o günkü cahiliye dönemini görür gibiyiz.
Müslümanların bir kısmı yılbaşı kutlamalarının İslam’daki yerini araÅŸtırmadıkları gibi bir kısmı da bunun ne ayetlerde nede hadislerde geçtiÄŸini bu yüzden bu iÅŸin helal olduÄŸu düşüncesindedirler. İslam’i hüküm ve deÄŸerlendirmenin kaynağı vahiy (Kur’an ve Sünnet) olmakla beraber, bunların sınırlı olduÄŸu, bir mesele hakkında ayet ve hadis olmadığı vakit yani doÄŸrudan adını ve niteliklerini belirterek meseleyi hükme baÄŸlayan bir nass yoksa ictihada baÅŸvurulur. Bu konuda müctehidler onların bildiÄŸi usule uygun olarak yapılan ictihad ile ulaşılan sonuçta/çıkan hükümde İslam’ın bir parçasıdır. İşte Müslümanları da baÄŸlayan içtihadi meselelerde belirli bir müctehide tabii olmalarıdır.
Müslümanların kafirlerin bayramı kutlamada Diyanet’inde teÅŸviki vardır.
‘‘… 1 Ocak’ta kutlanan yılbaşına gelince, böyle bir âdet her ne kadar Batı Hıristiyan toplumlarınca Noel ile birleÅŸtirilen bir kutlama olarak görülse de, miladi takvimi esas alan bütün uluslarca yeni yılın baÅŸlangıcı anısına kutlanan bir etkinliktir..”(2003 / Radikal)
Diyanet iÅŸleri BaÅŸkanı Ali BardakoÄŸlu 2006 yılında yaptığı açıklamada ise: “Yılbaşı kutlamaları evrensel kültürün bir parçasıdır, Hıristiyanlıkla ilgisi yoktur, dolayısıyla caizdir.” demiÅŸti.
Geçen sene ise yılbaşı öncesi, camilerde okunmak üzere bir hutbe yayınlandı. Hutbede, “Yılbaşı kutlaması İslam kültüründe yoktur. Ayrıca yılbaşı münasebetiyle içki, kumar ve benzeri haram fiillerin iÅŸlenmesi ise zaten günahtır. Dolayısıyla yılbaşı kutlamalarından uzak durun” biçiminde ifadelere yer verdiler. Anlaşılan Diyanetin bu konuda kafası oldukça karışık. Ama asıl mesele çeliÅŸkili konuÅŸarak Müslümanların kafalarını karıştırmaktır.
30 Aralık 2005 tarihinde Bahçeköy Merkez Cami’inde, Cuma namazı çıkışında Müslüman bir kardeÅŸimiz ‘Yılbaşı günü eÄŸlence düzenleme, deÄŸiÅŸik yemekler ve kutlama yapmanın günah olduÄŸu’ ifadelerinin yer aldığı belirtilen ‘Yılbaşı ve Müslümanlar’ baÅŸlıklı bildiri dağıtması sonucunda ‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek’ suçundan tutuklandı. (Haber/vakit)
Diyanet her ne kadar bir caiz bir caiz değildir dese de hüküm ortadadır. Bu kafirlerin akidelerinden/kültürlerinden çıkmıştır ve kafirlerin kültüründen, hadaratından çıkan ne olursa olsun onu almak caiz değildir. Onu benimseyen küfre girmiş olur.
Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Rabbinizden size indirilene uyun. Ondan baÅŸka bir takım velilere uymayın. Siz pek az düşünüyorsunuz.” (Araf 3)
‘‘Artık Benden size hidayet geldiÄŸinde, her kim Taha benim hidayetime tâbi olursa, o asla sapıtmaz ve bedbaht olmaz. Her kim de beni zikretmekten (anmaktan) yüz çevirirse, şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacaktır.” (Taha 123-124)
“Allah’ın haram kıldığını helal kılıyorlar, onların kötü amelleri kendilerine süslü ve güzel gösteriliyor.” (Tevbe 37)
Müslümanlar ne yazık ki, İslam’ı gereÄŸi gibi bilmemeleri sonucunda batıya özenti duymaktalar. Onlar gibi giyinip, onların sergiledikleri fiilleri uygulayıp onların kültürlerini, adetlerini taklit etmekteler. Bu durumu Rasulullah 1429 sene öncesinden bizlere anlatmıştır.
“Şüphesiz siz, sizden öncekilerin sünnetlerini (yaÅŸam modellerini) karışı karışına takip edeceksiniz. Hatta onlar bir kertenkele kovuÄŸuna girseler de siz yine onları takip edeceksiniz.”Denildi ki: “Ey Allah’ın Rasulü ! Yahudi ve Hıristiyanları mı kastediyorsunuz?” O’ da şöyle buyurdu: “BaÅŸka kim olabilir.”
BaÅŸka bir hadiste: “Onlardan biri hanımıyla yolda cinsî yakınlıkta bulunsa, siz de aynısını yapacaksınız!” (Câmiu’s-Sağîr, 2, 122)
Müslümanların bu günkü halini şair ne güzel dile getirmiş:
Bir elde kadeh! Bir elde Kur’an!
Ne helâldır işimiz, ne de haram!
Şu yarım yamalak dünyada,
Ne tam kâfiriz, ne de tam bir Müslüman!
Müslümana:
“Sen Hıristiyan mısın?” diye sorsan darılır.
Amma yılbaşında hindi, kaz; yemesine bayılır…
Çam deviren hindici, nasıl mümin sayılır…
Bilmiyoruz çoğumuz ne edip yapıyoruz:
“Batı, Batı” diyerek, eyvah! Hep batıyoruz!
Yaklaşınca her sene, öz yurdumda yılbaşı:
Yapılır milletime Frenkçe türlü aşı!..
Buna, ağlar ağacı; hem toprağı, hem taşı:
Müslümanız (!) onlarla, Noel de yapıyoruz.
“Batı, Batı!” diyerek, eyvah! Hep batıyoruz!..
Ey Müslümanlar uyanalım!
25 Aralıktan başlayan 31 Aralığı 1 Ocağa bağlayan geceye kadar yapılan bütün kutlamalar kafirlerin bayramıdır. Bizim bayramımız değildir. Buna rağmen halen kutlayacak mısınız??
Müslümanların Yevm-ul Fitr (Ramazan Bayramı) ve Yevm-ul Edha (Kurban Bayramı) olmak üzere sadece iki bayramı vardır. Allah’ın izni ve yardımıyla İslam Devleti kurulduÄŸunda bu en büyük bayramımız olacaktır. Çünkü Devletimizin kurulmasıyla bütün bu cahillikler, bidatler, rezillik ve zillet son bulacaktır. Düşünün ki, bizler kendi bayramlarımızı unutup/bırakıp kafirlerin bayramını kutlayacak kadar acı bir duruma düşmüşüz. Bu durumdan hiç mi içimiz sızlamıyor? Bir gecelik zevk uÄŸruna, Rabbimize vereceÄŸimiz hesabı hiç mi düşünmüyoruz? Bu kadar battık mı?
Bugün bu rezilliklerin ve sapıklıkların yaÅŸanmasının tek sebebi ÅŸuan hakim olan sistemden baÅŸkası deÄŸildir. İnsani vahÅŸileÅŸtiren, hayvanların seviyesine düşüren bu kokuÅŸmuÅŸ sistemin verdiÄŸi eÄŸitimdir. Bu sistemden kurtulmanın yolu da bizim uyanmamız ve İslam’ın/Åžeriat’ın gereklerine baÄŸlanmada acele etmemizdir. O halde halen ne diye duruyoruz Ey Müslümanlar?!